Dağ Yollarından Tiflis’e

Dağ Yollarından Tiflis’e

Benzin ocağındaki su kaynadı, etrafa dumanlar püskürtüyor. Suyu termosa dolduruyorum. Bir miktar bırakıyorum çaydanlığın içerisinde, çay atıp demlenmesi için kapatıyorum kapağını. 15 dakika kadar çadırın önünde ileri geri dolanıyorum. Gökyüzü kasvetli, kara bulutlar hınca hınç sarmış heryeri; yağmur yağacak belli. Çayımı yudumlarken gökyüzünde iki tane yırtıcı dolanıyor. Keşke türlerini bilseydim diye mırıldanıyorum. Çay bittikten sonra termosta kalan suyla kahve yapıyorum. Gökyüzü hırçın, gürüldüyor; rüzgar yanaklarımı okşarken yudumluyorum kahvemi. Yağmur yağmaya başladı. Çadıra giriyorum. Uzanıp yağmura karışıyorum…

İkinci katta bir odadayım. Sıcak bir banyo yaptım. Dışarı serin, battaniyenin altında kıvrılmış ısınmaya çalışıyorum. Dışarıda iki insanın konuşmaları çalınıyor kulağıma. Kalkıp pencereyi açıyorum. Evin önünden geçen inek sürülerini seçmeye çalışıyorum. Bir adam ağır aksak geliyor arkadan. Tezek kokulu pencereden ayrılamıyorum bir türlü. Karanlığın içerisinde belli belirsiz tepelerin seyrine dalıyorum…

İçimde hep bir boşluk hissi… Sarhoş gibiyim bazı zamanlar… Hani nerede sıkıntı diye bildiklerim… yoktu hiçbiri… Peki burada sıkıntı yok mu, alası var… ama dil varmıyor sıkıntılara, sıkıntı demek… neden mi?… sanırım… Yol, değiştiriyor insanı…

Saat üç, Gürcistan sınırında bekliyordum. Sistemler çökmüştü. Yığınla bir kalabalık vardı. Bir saat kadar sonra Gürcistan’a girmiştim. Bu sefer Batum üzerinden değil -Orhan Abinin önerisiyle- dağ yolundan gitmeye karar vermiştim.
harita
Batum yolunun aksine, asfalt oldukça düzgün trafik ise yok denecek kadar azdı; en azından tır veya kamyon yoktu.

Yeşil; soluksuz, durmadan:)
IMG_7794

Gürcistan’da yolda özellikle sığırları görürsünüz, bazen domuzlara ve bazen de atlara denk gelirsiniz.
IMG_7799
Pedalladığım yol iyiydi. Gölü geçip tırmanmaya başlayınca yolların yenilendiğini gördüm.
IMG_7804
Till bloğunda Batum üzerinden gitmektense dağ yoluna saptıklarını yazmış ve birkaç tane de fotoğraf koymuştu; ayırca gönderdiği mesajda; çok çok zor demişti, ancak yol asfalttı ve görünürde bahsettiği şekilde bir yol görünmüyordu. Yol deniz seviyesinden iki bin metreye kadar yükselecekti; ama sanırım farklı yoldan gitmişlerdi… derken asfalt yol birden bire kesilmiş ve yerini toprak bir yola bırakmıştı.

Yağmur yağıyordu ve yol çamur deryasına dönüşmüştü. Pantalonum, ayakkabılarım çantalar her yer çamur içerisinde kalmıştı. Yol gerçekten kötüydü ama ben bu tür yollara bayıldığımdan çok keyif almıştım…

Bir köye gelmiştim; yağmur yine başlamıştı. Bir evin yanında bulunan çardakta yağmurun dinmesini bekliyordum. Derken evin kapısının ardından bir kadın belirdi. Eliyle gelmemi ve bisikleti de getirmemi işaret etti. Geniş, taştan bir avlusu olan iki katlı bir evdi. Önünde de tek katlı küçük bir bakkal dükkanı vardı. Bakkal dükkanını açtı ve bisikleti içeriye koymamı işaret etti. Eve girdik. Yanan odun sobasının sıcaklığı yüzüme çarpınca gülümsedim. Dışarısı soğukmuş:) Tuvaletin yerini gösterdi. Elimi yüzümü yıkadım. Ulan temiz kıyafetleri giyeceğim de önce banyo yapmak lazım ama gel gelelim ki müslüman bir köydeydim ve evde iki tane kadın vardı… uygunsuz olur diye banyo olayını es geçip kabaca temizlendikten sonra üzerimi değiştirdim. Evde iki kadının haricinde bir de kız çocuğu vardı. Evin beyi ne zaman gelecekti bilmiyordum.

Salona geçip koltuğa oturdum. Küçük bir tabağın içerisine kayıysı koymuşlardı ve yanına da bir bardak dolusu kayısı kompostosu. Tabaktaki kayısılar da komostodan ama arkadaş ne güzel kayısıydı onlar ve ne güzel kompostoydu.

Sonra masa tabiri caizse donatıldı. Kurt gibi acıkmışım ve ne var ne yoksa süpürdüm:)
IMG_7806
Arkadaş misafirperverliğin sınırı yoktu; daha çayımı bitirmemişken kahve geldi. Kahveyi yudumlarken evin beyi de gelmişti. Türkiye’de İstanbul’da, Ankara’da ve Rize’de çeşitli işlerde dönem dönem çalışmıştı ve az çok Türkçe biliyordu. Bir süre muhabbet ettik. Özellikle Türkiye’nin çok iyi olduğunu ama ücretin az olduğundan yakındı. “Bizde ki asgari ücretlinin maaşı ne ki sana ne ödesinler,” dedim ama ne kadarını anladı bilmiyorum.

Televizyon açıktı, bir yarışma programı vardı. Sonra kanalı değiştirdiler… Türk dizisi. Öyle Geçer Bir Zaman Ki 180. bölüm. İki hatun hemen televizyonun yanında bulunan masaya geçtiler. Bir ara bir tanesinin burnun çekip göz yaşlarını sildiğini görünce, yuh, dedim. Meğerse ne dizilermiz varmış:) Bir süre sonra kanalı değiştirdiler; Muhteşem Yüzyıl. Evet, arkadaş yatma vakti geldi, dedim. Banyoyu yaptıktan sonra ikinci katta bulunan bir odaya çıkartılar. Burada soba yoktu. Battaniyenin altına girdim ve bir süre sonra sayfanın başında yazdıklarımı karaladım not defterime:)

Güzel bir uykudan sonra uyandım. Kahvaltıda omlet ve pilav vardı; ama pilav bizim pilavlardan farklı daha yağlı daha yoğundu. Yanında da demli bir çay daha ne olsun:)

Ayrılmadan önce bu güzel ailenin fotoğtrafını çekiyorum:)
IMG_7810
Bisikleti bakkal dükkanından çıkartırken yaşlı bir teyze geldi. Borç defterine bakıyorlardı. Benim Türk olduğumu öğrenince kırık dökük Türkçesiyle öylesine muhabbet ettik. Teyzeler her yerde aynı; sıcak, güler yüzlü ve keyifliler. Bir ara; “benim koca yok, ben koca istiyorum,” dedi, ama bunu öyle kırık bir Türkçe’yle art arda söyledi ki aklıma Züğürt Ağa filmindeki dede gelmişti. Sabah sabah kendisini de bizi de iyi güldürmüştü.
IMG_7814
Köyden ayrılıyorum.
IMG_7821_1
Yolu genellikle köyler arasında yolcu taşıyan minübüs veya kamyonlar kullanıyordu.
IMG_7836
IMG_7842
Botları, pantalonu çamur içinde, ineklerin peşi sıra yürüyordu; beni görene kadar dalgındı; kimbilir çocuk kafasıyla hangi hayal dünyasına yelken açmıştı… Bir de Tifliste’ki çocuklara bakıyorum, temiz kıyafetleri çobanın kirli kıyafetleri gibi güzel durmuyor üstlerinde… bu yüzden hayal diyarındaymış gibi işlemek istiyorum bu güzel çoban çocuğu… en azından becebildiğim kadarıyla…
IMG_7833-2
Yola devam:)
DCIM100GOPRO
DCIM100GOPRO
Aslında önceden yol asfaltmış, ama geriye taşlık bir yol kalmış. Yolda ilerlemek eziyete dönüşmeye başlamıştı.
IMG_7862
ve bir tane jant teli kırıldı…
IMG_7859
Şansıma kırılan jant teli rublenin olduğu kısımda değil. Ben toparlanırken bir minübüs gelip durdu. Şoför götüreyim, dedi, ama teşekkür ettimm ve yola devam ettim.

Rampalar eğimleri dikleşiyordu, ama şikayetim yoktu, severim tırmanışı çünkü. Bir süre sonra yağmur başladı. Dönüp tırmandığım yolun fotoğrafını çekiyorum.
DCIM100GOPRO

Geçide doğru sis bastırdı. İlerlerken önümde bir kamyon belirdi. Sonra yanında bir kadın. Hemen fotoğraf makinemi çıkarttım, hani bunu o kadar seri yaptım ki kendim bile şaşırdım.
IMG_7871-2
Karlı tepelere doğru
IMG_7877
2025 m. yükseklikte bulunan Goderdzi Geçidi’ne ulaşıyorum.
IMG_7886
Geçidi geride bıraktıktan bir süre sona yağmur duruyor ve harika bir manzara beni karşılıyor.
IMG_7888-2
Karların erimesiyle su tepelerden aşağıya dökülüyordu. Bulunduğum yolda küçük bir gölet oluşmuş geri kalan su yoldan aşağıya akıyordu. Üst tarafta yoldan geçebilmek bayağı zor olmuştu çünkü su neredeyse tekerlerin göbekleri yüksekliğindeydi ve burada kayıp suya düştüm. Pantalonum ve ayakkabılarım buz gibi kar suyuyla ıslandılar.
IMG_7892
Karşıma bir tane daha çıktı, ama ayakkablar ıslandığı için doğrudan yürüyerek geçtim:)
DCIM100GOPRO
İniş devam ederken bisiklet sallanmaya başladı. Baktım bir jan teli daha kırılmıştı. Ya bisiklet yeni olduğundan ve benim adam akıllı kontrol etmediğimden teller gevşemişti ya da takılan bu teller böylesi bir yüke ve bu tür yollara uygun değillerdi. Neler olacağını Pamir Highway’de göreceğiz. Zamana ve paraya kıyıp doğru ekipmanla yola çıkmak en iyisi; en azından bana bu tellere güvenebileceğim söylenmişti umarım denilen gibi çıkar yoksa gideceğim yerlerde çok hoş durumlar olmayacak.

jant telini takıp, üzerimdekileri ve ayakkabımı değiştirdikten sonra yola devam ettim.

Tiflis’e varır varmaz Moritz’lerle irtibata geçtim ve akşam yemeği için tekrar bir araya geldik. Dostlarımı tekrar gördüğüme çok sevinmiştim:)
cedric
Ertesi gün kaldığım hostelden ayrılıp konsolosluğa gittim. Moritzler’le konsoloslukta bulaşacaktık.

Not defterimden:)
Yolda ilerlerken at hırsızı kılıklı bir adam çevirdi. Takıldım peşine. Tbilisi Travel The World, isimli bir acenta; tam konsolosluğun karşısında. Acenta dediğime bakmayın küçük bir ev odası. Girdim içeriye, Türk vatandaşıyım ne kadar ödeyeceğim, diye sordum; Türk vatandaşlarına para ödemeye gerek yok, dedi. Siz ne alıyorsunuz? dedim. Bir şey almıyoruz, dediler. Ulan kıllandım, küçücük oda, pasaportların fotokopileri filan çekiliyor ve para almıyorlar… çıktım odadan gidip konsolosluk görevlilerine soracaktım ama bir eleman geldi yanıma, o da bekliyormuş. Meğerse hamşolar sadece evrak işlerini sizin yerinize hallediyorlar ve karşılığında 10 Lari para alıyorlarmış. Desene lan, evrak karşılığı para alıyoruz, diye:) Kısacası konsoloslukla anlaşmalılarmış.

Peki niye 10 Lari vereyim, kendim doldururum; ama bir arkadaşım konsolosluk görevlilerinin sinir harbi yaşattıklarını acentaya başvurmamın daha iyi olacağını söylemişti. Sordum turistik vize için davetiye gerekiyor muydu, gerekmiyordu. Gideceğim otelin adı vs. yazıldı, form dolduruldu, fotokopiler çekildi. Yanıma yaklaşan çocuk, abi 70 dolar ver bir gün de vizeni al git ne bekleyeceksin 5 gün burada, dedi. Ayrıca benim araç var ben götürürüm seni Bakü’ye kadar para da istemem, helal olsun valla ta İstanbul’dan buraya kadar bisikletle gelmişsin. Bizden gezen olmaz böyle, dedi. 70 dolar mantıklıydı. Araya hafta sonu gireceğinden yakın bir masraf olacaktı. Ama eleman davetiye kalmadığını söyledi, meğerse çoklu alımlarda davetiye veriyor, tekli alımlarda vermiyorlarmış. Neden peki, bilmiyorum?

İçeride üç tane hatun vardı. Biri bisikleti filan görmüş çakmak çakmak gözlerle bana bakıyordu. Dışarıya çıkıp beklerken yanıma geldi. Uzun siyah saçlı, kömür karası gözleri, ince beli… güzeldi bir hatun kişiydi. Merakla sordu nereden geliyorum, nereye gideceğim, Türkmenistan’a da uğrayacak mıydım… ama bir anası vardı, panter gibi gözlerini dikmiş bana bakıyordu hahaha dur la konuşuyoruz şurada. Hatun Türkmenistan vatandaşıymış. Ulan dedim boşuna 5 gün vize vermiyorlar hani, yoksa insan kalır orada çıkamaz bir daha:)

Pazartesi günü akşam dörtte vize belli olacakmış. Türkiye’de para alırlarken burada para istemiyorlar ama yine de 3 gün bekliyorsunuz. Güzel, politik işler…

Sedrik (Cedric) ve Moritz akşam ayrıldılar. 5 günlük transit vize almışlardı. Sınırdan bir araç bulup Bakü’ye gidecek oradan da feribotla Kazakistan’a geçmeye çalışacaklardı. Bugün (02 Haziran) kendileriyle mesajlaştığımızda 40 Manat para verip dolmuşla Dağıstan üzerinden Rusya’ya geçtiklerini öğrendim.

Perşembe günü vize için başvurmuştum ve Pazartesi gününe kadar beklemem gerekecekti. Yolda iki tane jant teli kırıldığından sadece bir tane jant teli kalmıştı ve yedek jant teli bulmam gerekiyordu. İnternetten araştırma yapınca aşağıdaki siteyi buldum;
http://www.georidersmtb.com/blog/posts/2014/02/15/mountain-bike-shops-shocks-and-servicing-republic-georgia

http://www.veloplus.ge isimli olana gitim önce. Tük Konsolosluğunun yan sokağına girip ilk soldan devam ettiğinizde sağ tarafta bisiklet dükkanını görüyorsunuz. Sahibi İngilizce biliyor ve ustası oldukça iyi. Akor ayarlarını ve bisikletin bakımını yaptırdım. Yoldayken nasıl olmuşsa pedalın kapak kısmı düşmüştü ve bilyaların olduğu bölüm açıkta kalmıştı. Ellerinde bir tane pedal vardı Cube’nin düz yarış pedalı ve 50 Lari’ye bu pedalı aldım. Pedal benim kullandığım pedala göre daha rahat ve daha konforlu. Ama dayanımı nasıl olacak göreceğiz:) Ancak burada ugun ölçüde jant teli bulamadım.
pedal
İkinci gün Orhan Abi’nin tarif ettiği başka bir bisikletçiye gittim ama onda da uygun ölçüde jant teli yoktu. Dönerken yolumun üzerinde olan başka bir bisikletçi dükkanına uğradım ve orada uygun jant teli bulup 10 tane aldım.
http://www.bikes.ge
IMG_7922
60 günlük Azerbeycan vizesi çıkmıştı. Konsolosluktan sonra otogara gittim. Otogarda birçok Türk firması bulunuyor. Bir tanesi hergün Bakü’ye otobüs olduğunu, otobüsün az önce kalktığını şu an acentanın kapalı olduğunu ve yarın 11-12 gib gelip bilet alabileceğimi söyledi. Hostel’e geri döndüm. Yarın firmaya gidip bisiklet sorun olmazsa bileti alacağım; aksi halde sınırda bir araç bulmaya çalışacağım.

Tiflis’i bisikletle ya da yürüyerek dolaştım; güzel bir şehir. Kadınlar ya da genç kızlar mini etekleriyle rahatça sokakta dolaşabiliyorlar; ne sarkan, ne de laf atan kimse yok; hani beni tahrik etti mallığı burada yok çünkü millet aç değil. Her yer de istediğiniz saatte bira içebiliyorsunuz; karışan ya da herhangi bir baskı yok… ve bütün internet siteleri açık; yasaklı site yok… Memleket var, memleket var!

Hayvanat bahçelerinden nefret ederim ama dayanamayıp 2 Lari’yi verdim. Tam bir güzellik abidesiydi. Kafesin gerisinde öylece durmuş boşluğa bakıyor gibiydi. Sonra beni farketti. Daha doğrusu bisikleti. Demir parmaklıklara yaklaştı. Bisikleti aldım yavaşça ileriye doğru götürdüm, olduğu yerde zıpladı; bunu o kadar zarif bir şekilde yaptı ki hayran olmamak elde değildi. Sanki ağır çekimdeymiş gibi hareket ediyor, her zıpladığında ya da hareket ettiğinde çıt ses çıkmıyordu. Yavaş, sessiz bir film seyrediyormuşsunuz gibiydiniz. Bisiklete oldukça tepki verdi kendimizce bir süre ileri geri oyun oynadık. Sonra onu kafeslerle çevrelediğimiz hapisanesinde bırkarak çıktım. Belki demir parmaklıkların olmadığı bir fotoğrafını çekebilirim diye arka yola yöneldim ve merdivenleri tırmandım. Yemek zamanı gelmişti. Eti bir kaç defa yaladıktan sonra durdu. Yine boşluğa bakmaya başladı… Uzun bir süre bu güzel hayvanın seyrine daldım… Hani objektifim çok iyi değildi, olduğu kadarıyla zumlayıp denklanşöre bastım.
IMG_7910-222
Belki ihtiyacınız olur diye; sıcak duşu, interneti olan ve 15 Lari’ye kaldığım hostelin adresini veriyorum;
24 Lado Asatiani St, Tbilisi, Gürcistan
Adresi Google Map’ten girdiğiniz zaman karşınıza çıkacaktır.

Not defterimden;
Maria!… Maria!… Maria!…
Kimdi bu Maria? Hostele geldiğimden beri hep aynı isim… Hostel dediğime bakmayın iki katlı bir konakmış zamanında. Şimdilerde ise kırık dökük yaşlı bir ev. Her bir tahtası yılların yorgunluğuyla gıcırdıyor. Az önce biri yine seslendi, Maria!… Neredeyse tanıdım ailenin her bir ferdini ama o hariç… Küçükler, büyükler hep aynı; Maria!… Hani geçen bir kız vardı; banyonun kapısını açıp, bacaklarını ve omuzlarını açıkta bırkan kırmızı havlusuyla, topukları yere basmadan kuş gibi yanımdan süzülen… O muydu acaba Maria?… Evin hanımı mutfağın kapısından sesleniyor; Maria! Maria!… Merdivenlere bakıyorum kimseler yok… Ah Maria!…

Sevgiyle:)

, , , , , , ,

9 Yorum,

  1. hakan Says:

    Dostum turu keyfe çevirmişsin ,merakla okudum.
    Keyfin çok ,sıkıntı az ,haz fazla olması dileklerimle..

    Hakan Kayışlıgil

    Reply

  2. Mustafa Dingil Says:

    Merhabalar,
    Güzel bir güzergah, güzel insanlar ve güzel bir anlatım. Emeğinize sağlık.
    Yollarda hiç köpek saldırısı başına geldi mi? Gelirse ne yapıyorsun, nasıl kaçınıyorsun köpeklerin kovalamasından :) Tek korkum köpek:) Sihirli bir fomül arıyorum.

    Yolun açık olsun.

    Reply

  3. oguz Says:

    helal kardeşime.
    eline koluna bacağına yüreğine kalemine kağıdına sağlık.
    acı yok raki.
    reno9 broadway.

    Reply

  4. Travel Servis Says:

    Üstadım, yolunuz açık olsun, bizim Maçahel tamam da Gürcistan’ın Maçahel’ine gitmek nasip olmamıştı, sayenizde gördük, okuduk bir şeyler.

    Reply

  5. Travel Servis Says:

    Belirtmeden geçemeyeceğimi “kamyon ve kadın” harika bir kare olmuş, tebrikler…

    Reply


Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile belirtilmiştir.

PHVsPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZHNfcm90YXRlPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF8zMDBfYWRzZW5zZTwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkXzMwMF9pbWFnZTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTMwMHgyNTAtMi5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF8zMDBfdXJsPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfaW1hZ2VfMTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTEyNXgxMjUtMS5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9pbWFnZV8yPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tL2Fkcy93b290aGVtZXMtMTI1eDEyNS0yLmdpZjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzM8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzL3dvb3RoZW1lcy0xMjV4MTI1LTMuZ2lmPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfaW1hZ2VfNDwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTEyNXgxMjUtNC5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9pbWFnZV81PC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tL2Fkcy93b290aGVtZXMtMTI1eDEyNS00LmdpZjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzY8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzL3dvb3RoZW1lcy0xMjV4MTI1LTQuZ2lmPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfbXB1X2Fkc2Vuc2U8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9tcHVfZGlzYWJsZTwvc3Ryb25nPiAtIHRydWU8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9tcHVfaW1hZ2U8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzLzMwMHgyNTBhLmpwZzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX21wdV91cmw8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF90b3BfYWRzZW5zZTwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3RvcF9kaXNhYmxlPC9zdHJvbmc+IC0gdHJ1ZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3RvcF9pbWFnZTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvNDY4eDYwYS5qcGc8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF90b3BfdXJsPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdXJsXzE8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF91cmxfMjwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3VybF8zPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdXJsXzQ8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF91cmxfNTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3VybF82PC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWx0X3N0eWxlc2hlZXQ8L3N0cm9uZz4gLSAzLWdyZXkuY3NzPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYXNpZGVzX2NhdGVnb3J5PC9zdHJvbmc+IC0gU2VsZWN0IGEgY2F0ZWdvcnk6PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYXV0aG9yPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hdXRvX2ltZzwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY29udGVudDwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY29udGVudF9mZWF0PC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19jdXN0b21fY3NzPC9zdHJvbmc+IC0gPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY3VzdG9tX2Zhdmljb248L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy8zLWljb24uYm1wPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdHVyZWRfY2F0ZWdvcnk8L3N0cm9uZz4gLSBTZWxlY3QgYSBjYXRlZ29yeTo8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19mZWF0dXJlZF9wb3N0czwvc3Ryb25nPiAtIDEwPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdF9lbnRyaWVzPC9zdHJvbmc+IC0gU2VsZWN0IGEgbnVtYmVyOjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2ZlYXRfaW1hZ2VfaGVpZ2h0PC9zdHJvbmc+IC0gMjYwPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdF9pbWFnZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDU0MzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2ZlZWRidXJuZXJfaWQ8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19mZWVkYnVybmVyX3VybDwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2dvb2dsZV9hbmFseXRpY3M8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lX29uZV9jb2w8L3N0cm9uZz4gLSBmYWxzZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2hvbWVfdGh1bWJfaGVpZ2h0PC9zdHJvbmc+IC0gNTA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lX3RodW1iX3dpZHRoPC9zdHJvbmc+IC0gNTA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19pbWFnZV9zaW5nbGU8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fbG9nbzwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly9vbGNheWd1emVsLmNvbS93cC1jb250ZW50L3dvb191cGxvYWRzLzgtVXN0Mi5qcGc8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19tYW51YWw8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vc3VwcG9ydC90aGVtZS1kb2N1bWVudGF0aW9uL2ZyZXNoLW5ld3MvPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fcmVzaXplPC9zdHJvbmc+IC0gdHJ1ZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3Nob3J0bmFtZTwvc3Ryb25nPiAtIHdvbzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3Nob3dfY2Fyb3VzZWw8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2hvd192aWRlbzwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2luZ2xlX2hlaWdodDwvc3Ryb25nPiAtIDE4MDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV9pbWFnZV9oZWlnaHQ8L3N0cm9uZz4gLSA5NjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV9pbWFnZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDIwMDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDI1MDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3RhYnM8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdGhlbWVuYW1lPC9zdHJvbmc+IC0gRnJlc2ggTmV3czwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3RodW1iX2ltYWdlX2hlaWdodDwvc3Ryb25nPiAtIDk2PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdGh1bWJfaW1hZ2Vfd2lkdGg8L3N0cm9uZz4gLSAyMDA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb191cGxvYWRzPC9zdHJvbmc+IC0gYTo2OntpOjA7czo1NToiaHR0cDovL29sY2F5Z3V6ZWwuY29tL3dwLWNvbnRlbnQvd29vX3VwbG9hZHMvOC1Vc3QyLmpwZyI7aToxO3M6NTU6Imh0dHA6Ly9vbGNheWd1emVsLmNvbS93cC1jb250ZW50L3dvb191cGxvYWRzLzctVXN0Mi5qcGciO2k6MjtzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy82LVVTVC5qcGciO2k6MztzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy81LVVTVC5qcGciO2k6NDtzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy80LVVTVC5qcGciO2k6NTtzOjU1OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy8zLWljb24uYm1wIjt9PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdmlkZW9fY2F0ZWdvcnk8L3N0cm9uZz4gLSBTZWxlY3QgYSBjYXRlZ29yeTo8L2xpPjwvdWw+