Bu yol Ankara’ya çıkar

Bu yol Ankara’ya çıkar

Sözde Nisan ayının birinde yola çıkacaktım, ancak ayın ondördü olmasına karşın çantalar odanın bir köşesinde duruyordu. Yola hemen çıkmamıştım, hemen çıkmak içimden gelmemişti. Belki de biraz olsun yıllardır işin getirdiği stresten, yorgunluktan bu şekilde, yani hiçbir şey yapmadan üzerimden atmak istemiştim.

Hava kararmak üzereydi. Pencereyi açtım. Sırtımı hafifçe esen rüzgara yasladım. Duvarda asılı olan Asya haritasının üzerindeki ülkelerin renkleri gibi kimi gece sarı, pembe, truncu ya da maviye dönüşüyor, hiç gitmediğim ama hep hayal ettiğim topraklar üzerinde keyifle yol alıyordum… ve bu hayal gerçekleşmek üzereydi. Tur zorlu olacaktı hele ki ikili ayna kola sahip olan katlanır bisiklet ile. Sıkı bir antrenman yapmak ve vücudu forma sokmam gerekiyordu, ancak bununu yerine bol bol arkadaşlarımla buluşmuş, yemek olayını abartmış ve güzel güzel içmiştim. Sonuç olarak formsuz bir vücud ve 12 kilo fazlalık ile kala kalmıştım; hahaha tam bir rezilim. Rampalarda ne kadar küfür edeceğimi şimdiden kestirebiliyorum:)

Yola çıkış tarihini sürekli ertelediğim için kimseye haber vermeden çıkmaya karar vermiştim. Sahilde son kontrolleri yaparken biri sırtıma dokundu; Ahmet (Mumcu) abiyi karşımda görüce şaşkınlıktan kala kaldım:) Kendisi Karamürsel’e gidiyordu. Böylelikle birlikte pedallamaya başladık.
DCIM100GOPRO
Katlanır ve römork bir takım olmuştu. Peki römork uzun bir tur için ne kadar mantıklı? Bence hiç mantıklı değil:) Rampa aşağı, özellikle bozuk yollarda iniyorsanız dengesi çok kötü. Yavaş ve dikkatli bir şekilde inmezseniz kolayca düşebilirsiniz. Yine rampa aşağıya iniyorsanız ani frenleme yapmaktan kaçınmanız gerekiyor, çünkü anında yalpalamaya başlıyor. Bisikletinize bağlı uzun bir kısmın daha olması -her ne kadar ayrılıyor olsa da- konaklamalarınızda sorun teşkil edebiliyor. Peki hiç mi artı tarafı yok? Bence pek yok:) Yeni bir bisiklet için bütçe olmadığından zorunlu olarak kullandığımı daha önceki yazımda da belirtmiştim… ama yine de bu yolcuğa imkan kıldığı için bütün olumsuzluklarına rağmen seviyorum kendisini:)

Eskihisar Feribot İskelesi’nden bir kare.
DCIM100GOPRO

Feribottayken gördüğümüz bir deniz altı.
IMG_7363

Karamürsel’e vardığımızda Burcu bizi karşılamıştı. Ahmet abinin kullandığı bisiklet meğerse Burcu’nun bisikletiymiş. Bisikletin tamirinin ve bakımının yapılması gerekiyormuş. Yılların bisiklet turcusu olan Ahmet Abinin elinden gelmeyecek bir şey de yoktu hani:) İkimiz de kurtlar gibi acıkmıştık. Deniz manzaralı bir lokantada Burcu’nun ısmarladığı yemeklerle bir güzel karnımızı doyurduk.

Küçük Emrah bakışıyla ayrılık pozu:)
kemrah
Ve aylardan sonra ilk kamp yerimi eski bir yolun kenarında, ağaçlıkların içerisinde kuruyorum.
20140414_191017

Ocakta yakıt olarak sadece benzin kullanıyordum. Bir arkadaşım yolda kullanmam için gaz kartuşunu vermişti. Gaz pahalı bir yakıt. Tüpler tek dolumluk, ancak çakmak gazıyla birçok defa dolum yapmak mümkün. Benzine göre çok temiz ve rahat bir kullanımı var. Kartuş bitinceye kadar kullanmaya devam edeceğim.
kahvalti
Sakarya’dan geçerken otostopçu bir gezgin gördüm. Yanına yaklaşıp ‘hello,’ dedim. Hahahaha insanlar beni gördüklerinde turist sanıp hello, diyorlardı ya ben de aynı düşünce yapısıyla, bizden otostop yaparak gezen olmaz diyerekten Samet Anıl arkadaşıma turist muamelesi yapmıştım. Kendisi yurt dışında otostop yaparak gezmek istiyormuş, bunun için Türkiye’de pratik yapıyormuş:)
Samet_Anil
Geyve’ye doğru giderken dinlenme tesisinin birinde çay molası vermiştim. Tam gidecekken garsonların bir tanesi gelip yolculuğun neresi olduğunu sordu; Çin’e, dediğimde, yanlış yoldasın, dedi. Nasıl yani, diye sordum. Bu yol, Ankara’ya çıkar:)

Bir sonraki kamp yerini yol kenarına kurmak zorunda kaldım. Aslında kampı genellikle görünmeyecek bir yere kurarmaya çalışırım ama bu her zaman mümkün olmuyor. Gürcistan ve Ermenistan’da da yol kenarına kamp kurmak zorunda kalmıştım.
kamp-2
Çadırı her zaman olduğu gibi hava kararmaya yakın kurmuştum. Kamp yerimin güzel olduğunu söylemeyeceğim ta ki gece oluncaya dek. Hava karardığında ise sahne tamamen değişmişti. Dolunay çıkmıştı. Ayaklarımı toprak setten aşağıya sarkıtmış Geyve’nin ışıl ışıl yanan sillüetinin karşısında çayımı yudumluyordum. Aşağıda bir yerlerde köpekler havlıyor, kuşların cıvıltılı seslerine ara sıra geçen kamyonların homurtulu motor sesleri karışıyordu… Gündüz çirkin olan, geceleyin külkedisine dönüşmüştü.

Sabah toparlanırken yoldan geçen bir bisikletçi gördüm. Adı, Olgun Şenel’di. Toplanmama yardım ederken, “daha önce böyle bir yerde kamp kurmadığını,” söyledi. Kendisi Geyve’de tren istasyonunun soğuk hava deposunda kalmıştı. Yatacak bir yatak verilmiş üstüne üstlük meyva ikram edilmişti. Elektriği, suyu ve tuvaleti vardı. Daha ne olsun:) Açıkçası ben de daha önce öyle bir yerde kalmamıştım. Zorda kalmadıkça da konaklama konusunda kimseden ricada bulunmuyordum. Olgun’un bu şekilde konaklamayı tercih etmesi hoşuma gitmişti. Belki bir gün ben de bu tür konaklama şeklini becerebilirim:)

Olgun ile bir süre birlikte pedalladık. Bisiklet küçük, yük ağır vs.’yi geçtim arkadaş bende ayrıca fazladan 12 kilo var:) Kendisini yavaşlatmak istemedim çünkü temposu iyiydi, bu yüzden bir süre pedalladıktan sonra vedalaştık.
DCIM100GOPRO
Öğle yemeği için Taraklı İlçesine uğradım. İki tabak yemeğe ve ayrana 8TL. ödemiştim. Şimdilik günlük bütçemi 20 TL. olarak ayarlamıştım ve bu para rahatlıkla yetiyordu. İlçeden ayrılmadan önce, ATM’den para çekerken banka güvenlik görevlisi yanıma yaklaştıp nereye gittiğimi sorduğunda Çin’e gideceğimi söyledim. Mesafe ne kadar uzak olursa insanlardaki şaşkınlıkta o kadar büyük oluyor:) Peki tur Çin’e vardığım zaman mı bitecek, hayır; belirli bir yer yok kafamda, her şey bütçeye ve katlanır ile römorkun dayanımına bağlı:)

Peki günde ne kadar km. yapmayı planlamıştım; şöyle örnek vereyim:) Taraklı’yı geçtiğim sırada ağaçlık çok güzel bir yer gördüm. Daha 20 km. pedallamamıştım ki kendimi çimenlerin üzerinde yatarken buldum. Harika bir yerdi. Kuşların cıvıltılarından başım dönmüştü. Hava kararınca’ya kadar da yerimden kımıldamadım:)
kamp-3
Aylar önce seyrettiğim bir Kore filmi vardı; Kim’in Adası (Castaway on the Moon). İntihar etmek için köprüden atlayan ve nehirde sürüklenerek şehrin hemen karşısında çok küçük bir adada mahsur kalan bir adam ile kendisini bir odaya kapatmış bir kızın hikayesini anlatan bir filmdi. Kim bir sahnede çimenlerin üzerinde yatmış, kulaklarında çınlayan kuş sesleriye şu sözleri mırıldanmıştı;
- Çok sıkıldım. Bundan güzeli yok. Hayali kurulan bir sıkılma hissi.

Aynı hissleri yaşamak güzeldi:)
kim
Öğle yemeği için Göynüğe inmiştim, inerken de ulan bisiklet durmuyor bir de buradan çıkarsak sıçtık, demiştim ki meğerse beldenin tek giriş çıkış yolu varmış. Yediğim yemeği de ilçeden çıkarken yakmıştım:)

Göynükten çıktıktan sonra rampayı tırmanmaya devam ettim. Rampanın sonlarına doğru ise asfaltı tabiri caizse ziftle sulamışlardı. Sıcak havanın etkisiyle tekerlekler resmen yola yapıştı. Lastiklerin yüzeylerini kabaca temizledikten sonra yola devam ettim. Geri kalan zift artıkları ise ertesi gün kendiliğinden döküldüler.
zift
Göynük’ten, Nallıhan’a doğru ilk geçit.
Meyitler_Gecidi
İkinci geçit ise Atyaylası Geçidi’ydi.
Atyaylasi_Gecidi
İlk yağmur damlalarıyla da burada haşır neşir oldum. Şiddeti arttırınca da su geçirmez kıyafetlerimi giyip yola devam ettim.

Bir saat kadar sonra yağmur bulutları uzaklaşmıştı.
Yol
Nallıhan’a yaklaştığım sırada fırtına koptu. Yol üzerindeki benzin istasyonunun birine sığındım. Sağolsunlar çay ikram ettiler. Hava rezaletti ve Nallıhan’da uygun fiyatta bir yer bulabilirsem otelde kalacaktım. Görevlilerden biri Paşa Konağı isimli bir yerde 40 TL’ye yer ayırttı. Ancak Nallıhan’a vardığımda Otel İnan’da 25 TL.’ye yer bulunca yerleştim.

Nallıhan Kuş Cenneti’ne doğru.
Nallihan-Kapak
Nallıhan Kuş Cenneti’nin harika manzarası ve kuşların senfonisi eşliğinde öğle yemeği molası:)
Nallihan_Kus_Cenneti
Ertesi gün Beypazarı’na doğru yol alırken bir otomobil beni görünce durdu. Suna Hanım ve arkadaşları yanıma geldiler. Çin’e giedeciğimi söylediğimde, beni televizyonda gördüklerini söylediler. Biraz detaya girdiklerinde o kişinin ben olmadığını söyledim. Sanırım iki yıllık Asya turuna çıkmış ve şu an İran yollarında pedallamakta olan İbrahim Yılmaz’dan bahsediyorlardı.

Birlikte fotoğraf çektirdik:)
Selfie

Beypazarı’ndan sonra Ayaş ilçesine doğru rampa başlıyordu. Sıcak ama güzel bir tırmanış günü oldu.
gecit-3

Yolda karşılaştığım ilk yabancı bisikletliler. Hani bisikletliler diyorum ama hatun bastı gitti. Fransa’dan geliyorlarmış, Vietnam’a giedeceklermiş. Lan durun iki muhabbet edelim fotoğraf çekelim, yok. Anlaşılan aceleleri vardı:) Elemanlarda Rohloff sistem var. Ben hayran hayran bisikletlerine bakarken, eleman da tuhaf tuhaf benim bisiklete bakıyordu. Derken gülümsedi ve süper dedi. Hadi, dedim katlanır efendi iltifatı da aldın. Neyse bunlar devam ettier. Sonra eleman geri döndü ve fotoğrafımı çekti. Ben de durdum fotoğrafı çekeyim derken geldi önümde durdu. Ters ışığa kaldı ya yapacak bir şey yok:)
fransiz

Ankara’da birkaç gün kalacaktım. Bir akşam Kaya abi, eşi ve oğluyla buluşup beraber yemek yedik. Kaya abi de katlanır bisiklet kullanıyor ve işin güzel yanı oğluyla birlikte turlara çıkıyor. E’üç gezgin aynı masada bir araya gelince muhabbetin keyfine doyum olmadı:)
DCIM100GOPRO

Sevgiyle:)

5 Yorum,

  1. Adım Adım Seyahat Says:

    Yolculuğun en zorlu kısmı ilk adımı atmak sanırım. Gerisi geliyor. Benim de durumum pek farklı değil. Kondüsyon yapmak gerekirken gecenin bir yarısı pizzaya yumuluyor insan. Nasılsa yolda ister istemez forma gireceğim diyerek :)))

    Yolculuğun harika başlamış, harika da devam edeceğinden hiç şüphem yok. Kullandığın ekipmanın zorluğunu aşmak için en güzel yöntem ekipmanına uygun hareket etmektir. Bunda bir sorun yaşayacağını da sanmıyorum.
    Yolun açık, keyfin bol olsun.
    Bol sıkılmalı günler :D

    Reply

  2. Yusuf yasemin Says:

    Olcay keyifle okudum.. yolda olabilmek ayrıcalık. . Kazasiz yolculuklar.

    Reply

  3. Mehmet Tavacı Says:

    Merhaba. Tur ve tura çıkma hikayeniz bizler için destekleyici bir kuvvet özelliği taşıyor. Hayalleriniz ve pedallamanız bol olsun :)

    Reply


Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile belirtilmiştir.

PHVsPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZHNfcm90YXRlPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF8zMDBfYWRzZW5zZTwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkXzMwMF9pbWFnZTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTMwMHgyNTAtMi5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF8zMDBfdXJsPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfaW1hZ2VfMTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTEyNXgxMjUtMS5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9pbWFnZV8yPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tL2Fkcy93b290aGVtZXMtMTI1eDEyNS0yLmdpZjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzM8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzL3dvb3RoZW1lcy0xMjV4MTI1LTMuZ2lmPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfaW1hZ2VfNDwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTEyNXgxMjUtNC5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9pbWFnZV81PC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tL2Fkcy93b290aGVtZXMtMTI1eDEyNS00LmdpZjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzY8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzL3dvb3RoZW1lcy0xMjV4MTI1LTQuZ2lmPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfbXB1X2Fkc2Vuc2U8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9tcHVfZGlzYWJsZTwvc3Ryb25nPiAtIHRydWU8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9tcHVfaW1hZ2U8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzLzMwMHgyNTBhLmpwZzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX21wdV91cmw8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF90b3BfYWRzZW5zZTwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3RvcF9kaXNhYmxlPC9zdHJvbmc+IC0gdHJ1ZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3RvcF9pbWFnZTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvNDY4eDYwYS5qcGc8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF90b3BfdXJsPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdXJsXzE8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF91cmxfMjwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3VybF8zPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdXJsXzQ8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF91cmxfNTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3VybF82PC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWx0X3N0eWxlc2hlZXQ8L3N0cm9uZz4gLSAzLWdyZXkuY3NzPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYXNpZGVzX2NhdGVnb3J5PC9zdHJvbmc+IC0gU2VsZWN0IGEgY2F0ZWdvcnk6PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYXV0aG9yPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hdXRvX2ltZzwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY29udGVudDwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY29udGVudF9mZWF0PC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19jdXN0b21fY3NzPC9zdHJvbmc+IC0gPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY3VzdG9tX2Zhdmljb248L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy8zLWljb24uYm1wPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdHVyZWRfY2F0ZWdvcnk8L3N0cm9uZz4gLSBTZWxlY3QgYSBjYXRlZ29yeTo8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19mZWF0dXJlZF9wb3N0czwvc3Ryb25nPiAtIDEwPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdF9lbnRyaWVzPC9zdHJvbmc+IC0gU2VsZWN0IGEgbnVtYmVyOjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2ZlYXRfaW1hZ2VfaGVpZ2h0PC9zdHJvbmc+IC0gMjYwPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdF9pbWFnZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDU0MzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2ZlZWRidXJuZXJfaWQ8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19mZWVkYnVybmVyX3VybDwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2dvb2dsZV9hbmFseXRpY3M8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lX29uZV9jb2w8L3N0cm9uZz4gLSBmYWxzZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2hvbWVfdGh1bWJfaGVpZ2h0PC9zdHJvbmc+IC0gNTA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lX3RodW1iX3dpZHRoPC9zdHJvbmc+IC0gNTA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19pbWFnZV9zaW5nbGU8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fbG9nbzwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly9vbGNheWd1emVsLmNvbS93cC1jb250ZW50L3dvb191cGxvYWRzLzgtVXN0Mi5qcGc8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19tYW51YWw8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vc3VwcG9ydC90aGVtZS1kb2N1bWVudGF0aW9uL2ZyZXNoLW5ld3MvPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fcmVzaXplPC9zdHJvbmc+IC0gdHJ1ZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3Nob3J0bmFtZTwvc3Ryb25nPiAtIHdvbzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3Nob3dfY2Fyb3VzZWw8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2hvd192aWRlbzwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2luZ2xlX2hlaWdodDwvc3Ryb25nPiAtIDE4MDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV9pbWFnZV9oZWlnaHQ8L3N0cm9uZz4gLSA5NjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV9pbWFnZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDIwMDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDI1MDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3RhYnM8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdGhlbWVuYW1lPC9zdHJvbmc+IC0gRnJlc2ggTmV3czwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3RodW1iX2ltYWdlX2hlaWdodDwvc3Ryb25nPiAtIDk2PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdGh1bWJfaW1hZ2Vfd2lkdGg8L3N0cm9uZz4gLSAyMDA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb191cGxvYWRzPC9zdHJvbmc+IC0gYTo2OntpOjA7czo1NToiaHR0cDovL29sY2F5Z3V6ZWwuY29tL3dwLWNvbnRlbnQvd29vX3VwbG9hZHMvOC1Vc3QyLmpwZyI7aToxO3M6NTU6Imh0dHA6Ly9vbGNheWd1emVsLmNvbS93cC1jb250ZW50L3dvb191cGxvYWRzLzctVXN0Mi5qcGciO2k6MjtzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy82LVVTVC5qcGciO2k6MztzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy81LVVTVC5qcGciO2k6NDtzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy80LVVTVC5qcGciO2k6NTtzOjU1OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy8zLWljb24uYm1wIjt9PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdmlkZW9fY2F0ZWdvcnk8L3N0cm9uZz4gLSBTZWxlY3QgYSBjYXRlZ29yeTo8L2xpPjwvdWw+