Hindustan

Cts, Oca 10, 2015

Hindustan, Ülkeler

Hindustan

Kolay değildi otellerde konaklamak. Kanpur’da ateş pahası bir otelin resepsiyonunda cep telefonuyla fotoğraflarımız çekilmişti, üstüne üstlük Hintli bir kefil istenmişti. Ertesi gün resepsiyondaki görevli sabıka kaydına benzer, üzerinde fotoğraflarımızın olduğu dosyayı gururla gösterirken ve bu sizin güvenliğiniz için derken dayanamayıp içimden taşına toprağına kadar saydırmıştım ülkenin.

Bir tarafında Koskocaman bir AVM’si vardı Kanpur şehrinin…
DCIM100GOPRO
iki sokak aşağısında ortalığa sıçan insanları…
DCIM100GOPRO
yol üstüne burnunuzun direğini parçalayan işeme duvarı…
DCIM100GOPRO
sokakların birinde…
DCIM100GOPRO

Pasaportunuzda ay yıldız var ise ve üstüne üstlük turistik olmayan Bihar Eyaleti’nde geçiyorsanız otellerde sorun yaşamanız kaçınılmazdır. Ay yıldızdan dolayı pasaportunuz Pakistan pasaportuyla bir tutulduğundan otel görevlileri tarafından şüpheli gözüyle bakılırsınız. Sınır görevlilerin uğraşmadıkları kadar fazlasıyla pasaportunuz incelenir ve sorulara maruz kalırsınız. Attığımız imzaya bakıp bu Urduca mı, diyen ya da kendi koyu tenini es geçip benim beyaz tenimi göz ardı ederek, sen Pakistanlıya benziyorsun diyen görevliler oldu. Yapılan muamelelere karşın sabırlı ve sakin olmak zorundaydık çünkü kamp yapacak uygun yer olmadığından geceleyin otelde konaklamamız gerekiyordu. Hindistan’ın genelini bilemem ama Bihar eyaletinde yaşayan Hintliler Pakistanlılardan nefret ediyor ve korkuyorlardı. 26-29 2008 Kasım tarihlerinde kanlı bir terör eylemi meydana gelmişti. Pakistan’da faliyetlerini sürdüren Leşker-i Taiba isimli bir örgüte mensup 10 eylemci Bombay şehrinde farklı yerlerde düzenledikleri saldırılarda 173 kişinin ölümüne 308 kişiyi de yaralanmasına neden olmuşlardı.
Untitled-2
Yıllardan beri Hint televizyonlarında yayınlanan Pakistan temalı terorist filmleri de insanlardaki korkuyu canlı tutmaya fazlasıyla yetiyordu. Bu filmlerde genellikle içerisinde öğrencilerin bulunduğu otobüsler Pakistan’lı teroristler tarafından havaya uçuruluyordu.

Otel odalarının birinde.
DCIM100GOPRO

Bir nebze kafamı dinleyebildiğim Orchha şehrinden…
IMG_1684-2

IMG_2014

IMG_2025

IMG_2148

IMG_2220

IMG_2459

IMG_2503

Hava kararmıştı… Tek şeritli yolda ilerliyorduk. Kamp atacak uygun yer olmadığından ülkeye girdiğimizden beri şehirden şehire pedallıyorduk. Bugünkü yolumuz 145 km.’di. Geç kalmıştık. Yol dardı, ışıklandırma olmadığından karanlıktı. Kamyon ve otobüslerin kullandığı karayolundan ilerliyorduk. Farların güçlü ışıkları gözlerimizi kamaştırıyordu. Aynaların ve sinyallerin kullanılmadığı ülkenin en tehlikeli anlarındaydık. Varanasi de sokak aralarında taşıdıkları ölülerin arkasından Tanrı gerçektir (Ram Nam Sattı Hey) diye bağırıyorlardı. Kamyonlar homurdanarak havalı kornalarıyla yanımızdan geçerken bu dizeler dökülüyordu ağzımızdan, ama gülerek. Ram Nam Sattı Hey!…

Delhi’de otel odasında, bisikleti ve eşyaları karton kutunun içerisine yerleştirdim. Siyah çantayı da kabin bagajı yaptım. Toplamda 65 kg. yüküm vardı ve ekstra bagaj 200 dolar tutacaktı. Sponsorum Norm hem uçak hem vize hem de ekstra bagaj parasını karşıladığından bu sefer kafam rahattı.
seyruprdal
Nepallilerin işlettiği kafede oturmuş sütlü, karabiberli masala çayından yudumluyorum. Önümdeki masada kırklı yaşlarında bir adam oturuyordu. Nereli olduğumu sordu, söyledim. Çantasından büyükçe bir defter çıkarttı. Üst tarafa yazdığı cümlelerin arasını çizgilerle ayırmış, sol tarafına da alt alta gelecek şekilde ülkelerin adını girmişti. Hindistan’a giden çok Türk olmasa da Türklere de bir yer ayırmıştı. Sayfanın üstüne günlük hayatta kullandığımız kelimeleri yazmıştı; merhaba, nasılsınız, iyi günler, iyi akşamlar gibi… Serbest çalışan bir rehberdi. Birlikte Türkçe kısımları doldurduk. ‘R’ leri söyleyemiyor ‘eş’ diyordu; kalemle’r’-kaleml’eş’ gibi. Biraz pratik yaptıktan sonra ise söyleyebilmişti.

Bir süre konuşmadı. Mutsuz bir adamın ağırlığı vardı üzerinde. Bugün izin günüymüş. Evinde çalışmak istiyormuş ama karısı ve babası rahat vermediğinden dolayı çalışamıyormuş. İngilizce biliyordu, diğer diller üzerinde de çalışmak istiyordu ama bunu evinde yapamadığından dolayı üzgündü. İzin günü olmasına rağmen yorgun görünüyordu; gözleri uykuluydu. Söylediğine göre rehberlik haricinde turistlere dil eğitimi veriyormuş, asıl istediği şey ise Almanya’ya gidip çalışmakmış, belki de sadece karısından ve babasından uzaklaşmak istiyordu. Ertesi gün eski şehirde dolaşabileceğimizi söyledi. Rehberlik etmek istiyordu, hayır diyerek teşekkür ettim. Biraz bozulur gibi oldu ama belli etmemeye çalıştı. Masadan kalktı, elimi sıktı ve vedalaştı. Eğer bir gün Delhi’de yolda biri size nereli olduğunuzu sorar ve ardından Türkçe olarak merhaba, nasılsınız? derse işte o yorgun ve mutsuz rehberdir. Belki birlikte gezersiniz eski şehrin sokaklarını.

Bir filmin sizi etkilediği oldu mu hiç?… Fotoğraf ile çok ilgili olmadığım bir dönemde izlediğim ‘The Secret Life of Walter Mitty’ isimli filminde Sean Penn fotoğrafçı rolüyle beni etkilemişti.
sean
Gerçekte ise fotoğrafçı W. Eugene Smith’in fotoğraflarıydı…
foto
Delhi’de bir sokak düğününden…
IMG_2630-3

IMG_2567_Son

IMG_2614

Hindistan’ın Karanlık Yüzü; Kast Sistemi.
Kapak
‘Hinduizm’in eksiklikleri benim için oldukça belirgindi. Eğer dokunulmazlık Hinduizm’in bir parçası olabiliyorsa ya kokuşmuş bir parçasıdır ya da bir urdur.’ Mahatma Gandhi

1- Brahmanlar (rahipler ve alimler) [Brahman en üstün olandır, bütün duyuların ve düşüncelerin ötesindedir. (Çandogya Upanişad Kutsak Kitap)]
2- Kşatriya (prensler ve askerler)
3- Vaikya (tüccar, esnaf ve çiftçiler. Gandi’nin de dahil olduğu kast.)
4- Sudra (işçiler, zanaatkarlar)
5- (Kast dışı) Dokunulmazlar (dalit-temiz olmayan)
Ayrıca her kast kendi aralarında bölümlere ayrılmaktadır.

Brahmanlar güler yüzlüdür, kendilerine olan öz güvenleri tamdır; ancak dalitler tam tersine asık suratlı ve kabadırlar; öz güvenleri oturmamıştır. Yazılanlara göre M.Ö 2.500-1500 yıllarında Hindistan’ı işgal eden Aryanlar yerel halkın arasına karışmamak için kast sistemini getirmişlerdi. Böylelikle uzun boylu, beyaz tenli, küçük burunlu olan toplulukları yerli siyah halktan ayrılacak ve ırkların devamlılığını bozulmadan devam edbilecekti. Bu bilgiyi olduğu gibi aktarıyorum çünkü Bihar Eyaleti’nde rastlamadığımız beyaz tenli, küçük kalkık burunlu kişilere televizyonda yayınlalan film ve programlarda, sonrasında ise Delhi’de rast gelmiştim. Hindistan’da azınlık olan bu beyaz tenli insanlar ise asırlar boyudur Hindistan’ı yönetenler, yani Brahmanlar’dı. Geçmiş zamanın kanun koyucu din adamları şimdilerde ise politikayı, hukuku ve medyayı elinde tutuyor ve Hindistan’ı perde arkasından yönetiyorlardı.

Hinduizm’de ten rengi koyulaştıkça kast seviyesi de düşüyordu. Eğer Hint televizyonlarında reklamları izlerseniz beyaza olan hayranlığı da rahatlıkla görebilirsiniz. Bu reklamların en belirgin örneğini güzellik kremleri oluşturuyordu. Bu kremler hem kadın hem de erkekler tarafından kullanılıyor ve bu ürünü kullanan insanların yüz rengi gittikçe daha açık ve daha parlak bir renge bürünüyordu.
Untitled-1
Bu durum sadece reklamlarda sınırlı değildi. Örneğin reklamı yapılan bir komedi programında ten rengi koyu olan oyuncunun tanıtım afişindeki yüz rengi neredeyse beyaza yakın bir tonda oynanmış olarak gösteriliyordu… Filmlerde ya da dizilerde gördüğünüz sanatçıların bir çoğunun tenleri ya açık ya da beyazdı. Çoğunluğu koyu tenli olan toplumun tanrıları da kendilerinin aksine koyu renkli olarak değil ya mavi ya da beyaz olarak tasvir ediliyorlardı.

Yok edici Tanrı Şiva’nın bir heykeli.
Siva

Vişnu’nun sekizinci reankarnasyonu olan Tanrı Krişna.
Krisna

Kast sistemine geri dönersek; yazılanlara göre Aryan’lar Hindistan üzerinde hakim kılacakları ırkçı sistemi kurmak ve zaman içerisinde bozulmasını önlemek için güçlü bir silah icat etmişlerdi; Hinduizm dini. Hinduizme göre ilk insan olan Manu’nun kafasından din adamları, kollarından krallar ve savaşçılar, kalçalarından çiftçiler ve zaanatkarlar, ayaklarından da alt sınıflar meydana gelmiştir. Manu’nun kafasını oluşturan din adamları en üstün, bütün duyuların ve düşüncelerin ötesinde olan brahmanlardı.

Bu ırkçı sisteminin acı yüzünü binlerce yıldır kent ve köy dışında yüksek kastlardaki insanlardan uzakta yaşamaya zorlanan dalitler, yani dokunulmazlar oluşturuyordu. Dokunulmazların kast sisteminin üst sınıflarına ait olan tapınaklara, okullara ve halka açık alanlara girmeleri yasaklanmıştı. Hindu yazıtlarında, dokunulmazlara fiziksel olarak temas edildiğinde üst sınıfları kirlettiği ve oldukça kapsamlı bir temizleme ritüeli gerektiği yazılmıştı. Hindistan’ın bir çok bölgesinde üst sınıflarla karışmalarını engellemek için çoğu yerde gündüz sokakta dolaşmaları bile yasaklanmıştı. Gölgelerinin üst sınıflar üzerine düşmesi bile kirlenme olarak sayılmış ve yasaklanmıştı. Hindistan’da günümüzde bu kurallar kaldırılsa da ülkenin bir çok bölümünde halen geçerliliğini koruduğu ve düşük kastların üst kastlar tarafından çeşitli yollarla insanlık dışı muamele görmeye devam ettiği söyleniyordu. Kurtuluş döneminde ne ülkenin babası Gandi’nin ne de Gandi’nin döneminde mücadele eden dalit liderlerin çabaları olumlu sayılabilecek bir sonuç vermemişti. ‘Hinduizm gerçek bir dehşet salonudur. Vedalar, Smritiler ve Şstra’nın kutsallığı ve şaşmazlığı, kastların demir kanunu, kalpsiz karma kanunu ve dokunulmazlara doğumla gelen anlamsız statü kanunu, Hinduizmin dokunulmazlara karşı oluşturdukları gerçek işkence araçlarıdır.’ (Gandi döneminde mücadele yer alan ve Hindistan’ın ilk adalet bakanı olan Dalit lider Dr. B. R. Ambedkar.)

Dokunulmazlara doğumla gelen anlamsız statü kanunu: Hinduizim inancına göre bir önceki hayatlarındaki günahlarından dolayı cezalandırılan insanlar dalit olarak dünyaya geliyorlardı. Yani günahkar olarak doğuyorlardı. Eğer durumlarını kabullenmez ve Hinduizm’in kurallarına uymazlarsa bir sonraki hayatlarında bitki veya hayvan olarak doğacaklardı ve bu Hinduizim’in en aşağılayıcı durumlarından biriydi. Bu yüzden yüzbinlerce insan düşünmeden, sorgulanmadan kendilerine yapılan insanlık dışı muamelere rağmen bu dört-altı kollu tanrılara tapınmaya devam ediyorlardı.

“Bir sonraki hayatımda Müslüman olarak dünyaya geleceğim.” Kaldığımız otelin resepsiyonunda çalışan aşağı kasttan bir görevlinin sözleri.

‘Kast sistemi nedeniyle Hindistan’da her gün yeni çatışmalar yaşanmakta, insanlar acımasızca öldürülmektedirler. Bu korkunç zulümlere maruz kalan, dalitlerin önemli bir bölümü ise kurtuluş bulabilmek için Hinduizm’u terk ederek İslamiyeti kabul ediyorlar.’ (Newsweek, Temmuz 2000)

Kaldığımız otelin sahibi, dalitlerin artık okullarda okuyabildiklerini ve üst kastlar ile aynı yerlerde çalışabildiklerini ve bu eski düzenin yavaş yavaş değişmeye başladığını söyledi; ancak ne yazık ki ülkenin halen bir çok yerinde eski geleneğinin devam ettiğini de ekledi. Brahmanlar aşağı kastın eğitilmesini istemiyorlardı ve bunun için katı kurallar koymuşlardı. ‘Bir okulda 38 dalit (dokunulmaz) çocuğu, üst kastlara mensup öğrencilerle aynı sudan içmek isteyince okuldan kovulmuşlardır. Çünkü Hint inanışına göre üst kastlara ait su kaynaklarından dalitlerin su içmeleri yasaklanmıştır. (Zaman, 26 Eylül 2000)

Binlerce yıldır aşağılanan, toprak sahipleri tarafından tecavüze uğrayan, üzerlerine ateş açılarak ya da dövülerek öldürülen, insan yerine konulmayan, köylerde belirli alanlarda yaşamaya zorlanan ve pis işlerde kullanılan yirminci yüzyılın köleleri dalitler yapılan reformlarla topluma kazandırılmaya çalışıyorlardı. Orchha şehrinde bize aracı ayarlayan ve brahman kastından olan rehber İbrahim’le konuşurken dalitlere öncelik verildiğinden kendisinin doktor olamadığını ve bu yüzden rehber olarak çalıştığını söylemişti. Binlerce yıldır eziyet ettikleri bu insanlara karşı özür dilemek yerine nefretle konuşuyordu. Bunu da gururla yapıyordu çünkü inandığı din bu insanları insan yerine koymuyordu kendisi mi koyacaktı? “Bu insanlar neden isyan etmiyorlar,” sorusuna ise söyle cevap veriyordu; “isyan edemezler çünkü onlarda beyin yok!”

Phoolan Devi – Haydutlar Kraliçesi
Devi_surrender
‘Doğduğumda bir köpekten daha değersizdim, şimdi bir kraliçe oldum.’

Aşağı kasttandı. 11 yaşında 30 yaşında bir adam ile zorla evlendirildi. Kendi söylemine göre evlendikten sonra kocası tarafından günlerce tecavüze uğradı. Dayanamayıp kaçtı ve köyüne döndü. Köyün üst kast sınıfı bu geri dönüşten hoşlanmamışlardı. Önce kovuldu sonra tekrar döndü ve köyün yöneticisinin oğlu tarafından cinsel tacize uğradı. Köylerini basan bir haydut çetesi tarafından kaçırıldı ve üst kasttan olan çetenin lideri tarafından tecavüze uğradı. Düşük kasttan olan ikinci komutan Vikram Mallah çete liderini öldürüp Phoolan’ı kurtardı. Vikram Mallah kendisine tüfek kullanmayı öğretti. Aşık olmuştu, birlikte yaşamaya başladılar. 11 yaşında zorla evlendirildiği eski kocasını bularak öldüresiye dövdü. Çeteye kendisini kabul ettiren Phoolan Devi Haydutlar Kraliçesi olarak anılmaya başladı. Çetenin asıl lideri hapisanedeydi. Çıktıktan sonra alt kasttan olan Vikram Mallah’ın kendi çetesinde söz sahibi olmasını kabullenememişti ve adamlarıyla Vikram’ı pusuya düşürerek Phoolan’ın gözünü önünde öldürdüler. Phoolanı da yakalayıp Behmai adındaki köye götürdüler. Burada üst sınıf kasta mensup adamlar tarafından tecavüze uğradı. Çırılçıplak soyulup köy meydanında dolaştırılarak aşağılandı. Üç hafta sonra bir akrabasının yardımıyla kaçmayı başardı. Sonra kendi çetesini kurdu. Çetesiyle yaptığı soygunlarda zenginlerden çaldıklarını fakirlere dağıttı ve yoksul halk tabanında bir efsane haline geldi. Daha sonra çetesiyle birlikte tecavüze uğradığı Behmani köyünü bastı ve köyün bütün erkeklerini köy meydanında toplattırıp kurşuna dizdirdi.

12 Şubat 1983 yılında teslim olduğu sırada kendisini karşılamaya gelenlere saygısını gösterirken.
phoolan

48 ayrı suçla suçlandı. Mahkemeye çıkmaksızın 11 yıl boyunca cezaevinde yattı. 1994 yılında şartlı tahliyeyle serbest bırakıldı. Uttar Presh Kükümeti, kendisine karşı olan tüm davaları geri çekti. Seçimlere katıldı ve milletvekili olarak parlemontoya girdi. 25 Temmuz 2001 tarihinde suikasta uğrayarak öldürüldü.

Hint sinemasının renkli dünyasında göremeyeceğiniz sahnelerin olduğu ve kast sisteminin acımasızlığının anlatıldığı, kendi yaşamından uyarlanan filmi Bandit Queen.
bandit

Varlık/Anlatı Yayınları tarafından yayınlanan, Haydutlar Kraliçesi adlı kitabı Türkiye’de mevcut.

Sevgiyle:)

, , , , , ,

19 Yorum,

  1. samsing Says:

    Çok güzel bir yazı olmuş gerçekten. Hani derler ya, döktürmüşsünüz.

    Reply

  2. Güneş Akdoğan Says:

    Harika bir yazı olmuş. Genel geçer Hindistan yazılarının aksine ülkenin gerçeklerini yansıttığın için tebrikler.

    Reply

  3. Aykben Says:

    Mutlaka Hindistan’ı görmek istiyorum hala ama o kadar gezgin takip et o kadar hint filmi hep diyorum bu kadar pozitif insanlar nasıl bu kadar sefalet olur tamam nüfus zaten ortada ama halklar Arasında inanılmaz Uç seviyeler var dinler diyarı da diyebileceğim Hindistana çok farkında bir yaklaşımla benide aydınlattınız şapka çıkarıyorum elinize sağlık

    Reply

  4. Muhammed aksoy Says:

    Güzel bi anlatım olmuş, elinize sağlık, Hindistanı sadece hint filmlerinden tanıyordum. Merakta ediyordum gerçek Hindistanda hayat nasıl acaba diye. Baya bilgilendirici bir yazı olmuş.

    Reply

  5. hüseyin şahin Says:

    güzel ve keyfli anlatım teşekkürler olcay

    Reply

  6. Yusuf Ceylan Says:

    Çok teşekkür ederim önemli bilgiler için, 2000’de 2 kez 2013 ve 2014’te 2 kez denizde uğradığım kisme bazı yerlerini gezebilme imkanı bulduğum Hindistan hakkında farklı faydalı bir bakış açısıyla bilgilenmek beni memnun etti …

    Reply

  7. Erdem ONEN Says:

    Olcay senin gönderilerini okumak çok keyifli. Resimler bir harika. İşeme duvarları, açık tuvaletler bir yanda gbt sorgusu yapılan oteller. Güzel bilgiler.

    Reply

  8. Hakan Kayışlıgil Says:

    Olcay müthiş gözlemlerin var ,
    Bu pis işlerin kast adı altında gizlendiği ülkeyi çok net anlatmışsın.
    Yakın dostlarım da olsa, Hindistanı ziyaret edip, Taç Mahal’de fotoğraf çektirip, inanılmaz Hindistan diye yazan, anlatan gezgin müsfettelerine saygımı iyice kaybettim.
    Başta da söylediğim gibi kalemine sağlık dostum…

    Reply

  9. pınar Says:

    Hindistan’la alakalı kafamdaki her şey yazılarını okuyunca yerle yeksan oldu. Masallar ülkesi mistik insanlar ülkesi gitti yerini tabiri caizse kokuşmuş din diye yarattıkları şey insanlara işkence etme araçları olmuş resmen.

    Reply

  10. yusuf yasemin Says:

    Olcay eline sağlık keyifle okudum.. selamlar..

    Reply


Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile belirtilmiştir.

Yorumu gönderebilmek için uygun rakamı giriniz *

PHVsPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZHNfcm90YXRlPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF8zMDBfYWRzZW5zZTwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkXzMwMF9pbWFnZTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTMwMHgyNTAtMi5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF8zMDBfdXJsPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfaW1hZ2VfMTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTEyNXgxMjUtMS5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9pbWFnZV8yPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tL2Fkcy93b290aGVtZXMtMTI1eDEyNS0yLmdpZjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzM8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzL3dvb3RoZW1lcy0xMjV4MTI1LTMuZ2lmPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfaW1hZ2VfNDwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTEyNXgxMjUtNC5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9pbWFnZV81PC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tL2Fkcy93b290aGVtZXMtMTI1eDEyNS00LmdpZjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzY8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzL3dvb3RoZW1lcy0xMjV4MTI1LTQuZ2lmPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfbXB1X2Fkc2Vuc2U8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9tcHVfZGlzYWJsZTwvc3Ryb25nPiAtIHRydWU8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9tcHVfaW1hZ2U8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzLzMwMHgyNTBhLmpwZzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX21wdV91cmw8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF90b3BfYWRzZW5zZTwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3RvcF9kaXNhYmxlPC9zdHJvbmc+IC0gdHJ1ZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3RvcF9pbWFnZTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvNDY4eDYwYS5qcGc8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF90b3BfdXJsPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdXJsXzE8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF91cmxfMjwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3VybF8zPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdXJsXzQ8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF91cmxfNTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3VybF82PC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWx0X3N0eWxlc2hlZXQ8L3N0cm9uZz4gLSAzLWdyZXkuY3NzPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYXNpZGVzX2NhdGVnb3J5PC9zdHJvbmc+IC0gU2VsZWN0IGEgY2F0ZWdvcnk6PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYXV0aG9yPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hdXRvX2ltZzwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY29udGVudDwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY29udGVudF9mZWF0PC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19jdXN0b21fY3NzPC9zdHJvbmc+IC0gPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY3VzdG9tX2Zhdmljb248L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vc2V5cnVwZWRhbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy8zLWljb24uYm1wPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdHVyZWRfY2F0ZWdvcnk8L3N0cm9uZz4gLSBTZWxlY3QgYSBjYXRlZ29yeTo8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19mZWF0dXJlZF9wb3N0czwvc3Ryb25nPiAtIDEwPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdF9lbnRyaWVzPC9zdHJvbmc+IC0gU2VsZWN0IGEgbnVtYmVyOjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2ZlYXRfaW1hZ2VfaGVpZ2h0PC9zdHJvbmc+IC0gMjYwPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdF9pbWFnZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDU0MzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2ZlZWRidXJuZXJfaWQ8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19mZWVkYnVybmVyX3VybDwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2dvb2dsZV9hbmFseXRpY3M8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lX29uZV9jb2w8L3N0cm9uZz4gLSBmYWxzZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2hvbWVfdGh1bWJfaGVpZ2h0PC9zdHJvbmc+IC0gNTA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lX3RodW1iX3dpZHRoPC9zdHJvbmc+IC0gNTA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19pbWFnZV9zaW5nbGU8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fbG9nbzwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly9zZXlydXBlZGFsLmNvbS93cC1jb250ZW50L3dvb191cGxvYWRzLzgtVXN0Mi5qcGc8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19tYW51YWw8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vc3VwcG9ydC90aGVtZS1kb2N1bWVudGF0aW9uL2ZyZXNoLW5ld3MvPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fcmVzaXplPC9zdHJvbmc+IC0gdHJ1ZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3Nob3J0bmFtZTwvc3Ryb25nPiAtIHdvbzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3Nob3dfY2Fyb3VzZWw8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2hvd192aWRlbzwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2luZ2xlX2hlaWdodDwvc3Ryb25nPiAtIDE4MDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV9pbWFnZV9oZWlnaHQ8L3N0cm9uZz4gLSA5NjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV9pbWFnZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDIwMDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDI1MDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3RhYnM8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdGhlbWVuYW1lPC9zdHJvbmc+IC0gRnJlc2ggTmV3czwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3RodW1iX2ltYWdlX2hlaWdodDwvc3Ryb25nPiAtIDk2PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdGh1bWJfaW1hZ2Vfd2lkdGg8L3N0cm9uZz4gLSAyMDA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb191cGxvYWRzPC9zdHJvbmc+IC0gYTo2OntpOjA7czo1NToiaHR0cDovL29sY2F5Z3V6ZWwuY29tL3dwLWNvbnRlbnQvd29vX3VwbG9hZHMvOC1Vc3QyLmpwZyI7aToxO3M6NTU6Imh0dHA6Ly9vbGNheWd1emVsLmNvbS93cC1jb250ZW50L3dvb191cGxvYWRzLzctVXN0Mi5qcGciO2k6MjtzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy82LVVTVC5qcGciO2k6MztzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy81LVVTVC5qcGciO2k6NDtzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy80LVVTVC5qcGciO2k6NTtzOjU1OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy8zLWljb24uYm1wIjt9PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdmlkZW9fY2F0ZWdvcnk8L3N0cm9uZz4gLSBTZWxlY3QgYSBjYXRlZ29yeTo8L2xpPjwvdWw+