Kırıkkale – Ankara Bisiklet Gezisi

Pts, Kas 25, 2013

Seyrü-günlük, Turlar-Geziler

Kırıkkale – Ankara Bisiklet Gezisi

İndirime girdiğini görünce bir tane jetboil almıştım. Benzin ocağına göre oldukça pratikti. Tüpü kolayca monte ettikten sonra suyu 2 dakika gibi kısa bir sürede kayantıyordu. İşi biraz daha pratikleştirmek için(!) termosu da yanıma almıştım. Primus marka termosu dağda olsun, günübirlik yürüyüşlerde olsun birçok defa kullandım ve oldukça memnunum. Sabah 08.30’da kaynattığım suyu saat 16.45’de bardağa doldurduğumda ağzımı yakacak kadar sıcaktı.
IMG_6635
Asker uğurlamaları yüzünden otobüs otogara geç gelmişti ve Ankara Otogarında yarım saat kadar bekleyince gece 00.30 başlayan yolculuğumuz 08.10 geçe Kırıkkale’de sonlanmıştı.

Hazırlandıktan sonra otogardan çıktım. Yol üzerinde ilerlerken yanından geçtiğim bakkalın önünde börek satıldığını görünce durdum. Semaverde demlenmiş çay ile birlikte kahvaltımı yaptıktan sonra yola devam ettim.

Kızılırmak Nehri göründü.
IMG_6637
Demir yolunu ve köprüyü geçtikten sonra harika bir manzara beni bekliyordu:)IMG_6639-2
Yoldaşımın fotoğrafını da çekmeyi ihmal etmiyorum:)
IMG_6648
?:)IMG_6652
Hava yavaş yavaş ısınmaya başlamıştı, rampayla beraber pantolonum altına giydiğim termal içliğimi çıkarttım.IMG_6654
Yol mavi, yeşil, sarıydı; bir sevgilinin yüreğiydi, aşktı:)
IMG_6667
Kısa bir rampayı tırmanıyorum.
IMG_6673
Ne de olsa yola geç çıktım, diyerek sık sık mola verip manzaranın seyrine daldım. Bu seferlik de böyle olsun; acele etmeden keyfini çıkara çıkara:)
IMG_6665
Bedesten Köyü.
IMG_6681-3
Köye girdiğimde boyunlarında çivili tasmalarıyla iki tane kangal köpeği yolumu kesti. Osmanlı döneminde Yeniçeriler tarafından hem askeri işlerde hem de savaşlarda da kullanılan Kangallar, sahibine ait olduğunu düşündüğü şeyleri korumaya yönelik kuvvetli içgüdüsü sayesinde iyi bir dövüşçü; kurt, çakal gibi yabani hayvanlara karşı çok etkin bir muhafız olmakla beraber sürüyü yönlendirme ve yönetmektede usta olduklarından yaygın olarak kullanılıyorlar. Benim şansıma da yol boyunca geçeceğim köyler hayvancılıkla uğraşıyordu:) Yolumu kesen köpeklere de o kadar bağırdım, taş atar gibi yaptım ama nafile geçmeme izin vermediler, hatta bir tanesi göstere göstere yolun ortasına işeyerek son noktayı koydu. Neyse ki köpeklerin sahibi geldi de yola devam edebildim:)

Köyün çıkışında asfalt yol kendisini toprak yola bıraktı.
IMG_6686
Kahverenginden kızıla kesen toprakların görüntüsü eşliğinde yola devam ediyorum.IMG_6688
25.3 km. sonra saatim 12.52′yi gösterdiğinden Hisar Köye varmıştım.IMG_6702
Köyün Osmanlı dönemindeki ismi Asar köymüş. Rivayete göre, ordudan kaçan 3 tane asker bölgede eşkıyalık yapıyorlarmış. O zamanlar yaygın ticaret yoluna sahip olan köy kervan yolu üzerinde bulunuyormuş. Asker kaçakları da peşine takıldıkları bir kervan ile köye uğramışlar. Birkaç tane köylünün paralarını ve mallarını gasp ettikten sonra buğday tarlalarını yakıp yollarına devam etmişler. Köy halkı bu duruma seyirci kalmamış ve peşine düştükleri asker kaçaklarının yakalayıp köy meydanında asmışlar. Bu yüzden köyün adı Asar Köy olarak anılmaya başlanmış. Cumhuriyetin ilanından sonra ise köyün adı Hisar Köy olarak değiştirilmiş.

Yemek molası:)
IMG_6706
Özellikle köyün çıkışında kalan yol oldukça bozuktu. IMG_6714
Karacahasan Köyüne varmıştım. Yolumun üzerinde eski bir evin fotoğrafını çekerken; “oğlum necisin, niye fotoğraf çekiyorsun?” diye bir ses geldi. Farketmemiştim kendisini. Yan evin önünde, yaşlı bedenini duvara dayamış, meraklı gözlerle bana bakıyordu. Bisikleti gösterip, “geziyorum öyle teyze,” dedim. “Senin de fotoğrafını çekeyim mi? diye sordum. “iyi ya çek,” dedi:)
IMG_6728
Teyzenin kedisi. Her yerde keyif herifler:)
IMG_6725
Karacahasan Köyünden ayrılıyorum.
IMG_6716

Köyden çıkaraken yanımda siyah renkli Renault Toros durmuştu. Bu eski araçları görmek hoşuma gidiyor:) Otomobilin içerisindeki eleman ile ayak üstü biraz sohbet ettikten sonra yola devam ettim. 8 kilometrelik dik eğimli bir rampa üzerinde ilerliyordum. Rampayı turmanırken aynı otomobili tekrar gördüm. Yolun kenarında Annesi ve İzmir’den gelen bir misafiriyle birlikte piknik yapıyorlardı. Beni de çağırdılar. İkram ettikleri börek ve dumanı üstünde ev yapımı ekmekle karnımı bir güzel doyurdum.
IMG_6730
Annesi bir ara, “evladım, o küçük şeyle nasıl gidiyorsun? O mu seni taşıyor yoksa sen mi onu taşıyorsun, belli değil,” dedi gülümseyerek.

Ankara’ya gideceğimi öğrendiklerinde şaşırdılar. Yolun çok uzun olduğunu ve bugün yetişemeyeceğimi söylediler.

“Karanlıkta yola devam edeceğimi,” söylediğimde ise teyze, “evladım karanlıkta gidilir mi? Tilikisi var, yabani hayvanı var?” dedi. “Hayvandan zarar gelmez,” dedim. Tabii köpekler bu kategorinin dışında:)

Oğlu da, “köylerde köpekler var, dedi; ama sonra -sanırım beni endişelendirmemek için- “saldırmazlar,” diye ekledi. Bilmez miyiz:)

Ayrılma vakti gelmişti. Pişmekte olan etleri beklememi söylediler, teşşekkür ettim. Eğer mangal keyfine katılırsam işte o zaman Ankara’ya varmam zorlaşırdı:) Karanlıkta yola devam etmememi, köylülerin misafirperver olduğunu ve köyün birinde kalmamı öğütlediler. İkram ettikleri börekleri çantama koyduktan sonra bu güzel insanlardan ayrılarak yoluma devam ettim.
IMG_6732
Akşama doğru hava soğumaya başlamıştı.
IMG_6748
Kızıla boyanan tepelerin seyrine daldım bir süre:)
IMG_6761
Hava kararmadan önce mola verip teyzenin ikram ettiği börekleri çayla birlikte afiyetle yedim. Soğuk havaya karşın sıcak bir şeyler içmek iyi gelmişti:)
camera
Etraf zifiri karanlıktı. Farın aydınlatması (Fenix Bt20) oldukça kuvvetli olduğundan sıkıntı yaşamadan keyifle pedallıyordum.
IMG_6789
Ne bir gürültü ne de yoldan geçen bir araç vardı; gece, yol ve ben başbaşa kalmıştık. Önümde 4 kilometrelik iki tane dik eğilimli rampa bulunuyorudu. Rampalar aşmak zaman aldığından daha uzun süre yolda olacaktım ya şikayetim yoktu:)

İyiden iyiye soğuyan havada ilerlerken ansızın önümde bir atlı belirdi. Farı doğrulttum; en önde iri kıyım iki tane kangal köpeği, arkalarında da bütün bir yolu kaplamış koyun sürüsü… Kangallar durunca sürü de durmuştu. Çıt çıkmıyordu. Görüntüye hayran olmamak elde değildi. Sonra köpekler havlamaya başlayınca yolun kenarındaki yükseltiye tırmanıp sürünün geçmesini bekledim. Beni olası bir tehdit olarak görmüş olacaklar ki sürü geçip gittikten sonra üç tanesi havlayarak üzerime doğru gelmeye başladılar. Ama çok direnmediler; taş atarak kolayca savuşturdum.

Gecenin son saldırısı ise daha sonra başıma geldi. Bu sefer dört tane kangal köpeği çıktı karşıma. Üç tanesi sol tarafımdan saldırırken bir diğeri de sağ tarafıma geçip oradan saldırmaya başladı. O kadar taş attım, bağırdım ama geri çekilmediler. Kah durup bağırarak kah farı doğrultup taş atarak rampayı yürüyerek çıktım. Geriden koyunların meleme sesleri geliyordu. Bölgesini koruma diye ben buna derim:) Rampanın sonuna geldiğimde katlanıra binerek peşimden koşuşturan köpeklerin havlamaları eşliğinde uzaklaştım. Bugüne dek pek çok defa köpek saldırısına uğramıştım; açıkçası çok da önemsediğim bir olay değildi ancak kangallar bugün canıma okumuşlardı:)

Köpekleri geride brıkatıktan sonra pedallama devam ettim. Köyler arasında tek tük de olsa araç geçiyordu. Doğan marka bir otomobil beni görünce durmuştu. İçerisinden inen iki kişi yanıma geldi. Bu saatte burada ne aradığımı merak etmişler. Muhabbet ederken (yanılmıyorsan) Gazi Üniversi’tesinden bir öğrencinin paraşütle köylerine indiklerini söylediler. Sonra bir tanesi, “çılgın çok(!)… buralara kadar böyle geldiğine göre sende de para çok herhalde(?)” dedi. Gasp gibi bir niyetleri olmadığı belliydi ama ne olur olmaz diye “param olsa motorsiklet alırdım,” diye cevap verdim. Tabii ki ayak yapıyordum yoksa motorsiklet ve bisiklet birbirinden farklı iki dünya:) Aynı eleman dudak büküp, “senin bisiklette bayağı küçükmüş, bununla nasıl gidiyorsun?” diye sordu. “Gidiyoruz işte,” dedim. Ayrılmadan önce, “buralar soğuk olur, dikkat et,” dediler.

Yola devam ettim. Karanlıktan bir şey seçemiyordum ama sanırım şantiye gibi bir yerden geçmiştim (sonrasında haritaya baktığımda burasının Yakubabbdal’a doğru taş ocakları bölgesi olduğunu gördüm).

Yola düşündüğümden geç başlamıştım ve 4 saat boyunca karanlıkta pedallayacağımı da hesap etmemiştim. O yüzden yanıma kalın kıyafetler almamıştım. 1.600 m’.te soğuktan resmen kaskatı kesilmiştim. Şehrin fotoğrafını çekmek için eldivenlerimi çıkarttığımda parmaklarım uyuşmuştu:) Hele yokuştan aşağıya indiğim zaman rüzgar bedenimi dağlamıştı. Ancak durumu çok da dert ettiğimi söyleyemem. Ne de olsa günübirlik bir yolculuktu:)

Ankara uzaktan görünmeye başladı:)
IMG_6791
Arnavut kaldırım döşeli bir yola gelmiştim. Buradan bir süre Ankara’yı seyrettim. Şehir ışıl ışıl ne de güzel parıldıyordu:)

Farın pilinin bittiğini gösteren kırmızı ışık yandığında şehre girmiştim. Uzun bir süre -ya da o an bana öyle gelmişti- yolda ilerledim. Kilometre saatimin pili bittiğinden ne kadar yol aldığımı bilemiyordum:) Gözlerim yemek yiyebileceğim bir yer arıyordu. Sonunda gözüme kestirdiğim bir kebapçıya girdim. Mercimek çorbasını anında silip süpürdüm. Sonra kebap geldi. İyi acıkmışım hani:) Kebapçıdan çıktığımda saat ona geliyordu. Otobüs saat onbirdeydi. Kırk dakika sonra Aşti terminaline varmıştım. Bisikleti katlayıp bilet işini halletmem on dakika kadar sürmüştü. Sonra peronda bekleyen otobüsün bagajına bisikleti ve boru çantayı yerleştirdim. Her şey tamamdı ama temizlenmeye vakit kalmıştı. Neyse ki tekli koltuktaydım:) Otobüsün ilk molasından temizlilk işini hallettikten sonra bir geziyi daha keyifle bitirmenin huzuruyla koltuğa yaslanıp gözlerimi kapattım:)

Haritayı büyütmek için tıklayın:)
Harita

Kırıkkale-Ankara 09 Kasım 2013
Mesafe:
91 km.

Sevgiyle:)

5 Yorum,

  1. Mehmet KAPLAN Says:

    Güzel ve ürpertici bir gezi olmuş
    resimlerde profesyonelce çekilmiş

    Reply

  2. Nihal Says:

    Gece yola çıkan sürü ve köpekleri de çekseydin keşke :) Valla çok merak ettim. Muhteşem bir manzaraydı demişsin.
    Çok güzel geziyorsun sevgili Olcay, gıptayla takip ediyorum.

    Reply

    • seyrupedal Says:

      Sağol Nihal:) Eğer gündüz vakti olsaydı, sürüyü önceden görmek mümkün olcağından olabilirdi, ama gece vakti zamanlama açısından mümkün olmadı:) Bir sunumda Kaya abi, insanın yanında küçük bir kamera olacak ve o anda düğmeye basıp çekmeye başlayacaksın; ne anılar var kaçırıyoruz, demişti. Şu da bir gerçek ki SLR fotoğraf makineler çekim kalitesi açısından iyiler, ancak kompakt makineler gibi pratik değiller:)

      Reply

  3. fatih Says:

    slm, süper çalışma olmuş,
    Bir sorum olacak, Hangi fotoğraf makinesini kullandın.
    model vb. yazasan sevinirim.

    Reply


Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile belirtilmiştir.

PHVsPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZHNfcm90YXRlPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF8zMDBfYWRzZW5zZTwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkXzMwMF9pbWFnZTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTMwMHgyNTAtMi5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF8zMDBfdXJsPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfaW1hZ2VfMTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTEyNXgxMjUtMS5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9pbWFnZV8yPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tL2Fkcy93b290aGVtZXMtMTI1eDEyNS0yLmdpZjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzM8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzL3dvb3RoZW1lcy0xMjV4MTI1LTMuZ2lmPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfaW1hZ2VfNDwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTEyNXgxMjUtNC5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9pbWFnZV81PC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tL2Fkcy93b290aGVtZXMtMTI1eDEyNS00LmdpZjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzY8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzL3dvb3RoZW1lcy0xMjV4MTI1LTQuZ2lmPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfbXB1X2Fkc2Vuc2U8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9tcHVfZGlzYWJsZTwvc3Ryb25nPiAtIHRydWU8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9tcHVfaW1hZ2U8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzLzMwMHgyNTBhLmpwZzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX21wdV91cmw8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF90b3BfYWRzZW5zZTwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3RvcF9kaXNhYmxlPC9zdHJvbmc+IC0gdHJ1ZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3RvcF9pbWFnZTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvNDY4eDYwYS5qcGc8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF90b3BfdXJsPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdXJsXzE8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF91cmxfMjwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3VybF8zPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdXJsXzQ8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF91cmxfNTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3VybF82PC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWx0X3N0eWxlc2hlZXQ8L3N0cm9uZz4gLSAzLWdyZXkuY3NzPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYXNpZGVzX2NhdGVnb3J5PC9zdHJvbmc+IC0gU2VsZWN0IGEgY2F0ZWdvcnk6PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYXV0aG9yPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hdXRvX2ltZzwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY29udGVudDwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY29udGVudF9mZWF0PC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19jdXN0b21fY3NzPC9zdHJvbmc+IC0gPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY3VzdG9tX2Zhdmljb248L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy8zLWljb24uYm1wPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdHVyZWRfY2F0ZWdvcnk8L3N0cm9uZz4gLSBTZWxlY3QgYSBjYXRlZ29yeTo8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19mZWF0dXJlZF9wb3N0czwvc3Ryb25nPiAtIDEwPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdF9lbnRyaWVzPC9zdHJvbmc+IC0gU2VsZWN0IGEgbnVtYmVyOjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2ZlYXRfaW1hZ2VfaGVpZ2h0PC9zdHJvbmc+IC0gMjYwPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdF9pbWFnZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDU0MzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2ZlZWRidXJuZXJfaWQ8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19mZWVkYnVybmVyX3VybDwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2dvb2dsZV9hbmFseXRpY3M8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lX29uZV9jb2w8L3N0cm9uZz4gLSBmYWxzZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2hvbWVfdGh1bWJfaGVpZ2h0PC9zdHJvbmc+IC0gNTA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lX3RodW1iX3dpZHRoPC9zdHJvbmc+IC0gNTA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19pbWFnZV9zaW5nbGU8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fbG9nbzwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly9vbGNheWd1emVsLmNvbS93cC1jb250ZW50L3dvb191cGxvYWRzLzgtVXN0Mi5qcGc8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19tYW51YWw8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vc3VwcG9ydC90aGVtZS1kb2N1bWVudGF0aW9uL2ZyZXNoLW5ld3MvPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fcmVzaXplPC9zdHJvbmc+IC0gdHJ1ZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3Nob3J0bmFtZTwvc3Ryb25nPiAtIHdvbzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3Nob3dfY2Fyb3VzZWw8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2hvd192aWRlbzwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2luZ2xlX2hlaWdodDwvc3Ryb25nPiAtIDE4MDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV9pbWFnZV9oZWlnaHQ8L3N0cm9uZz4gLSA5NjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV9pbWFnZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDIwMDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDI1MDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3RhYnM8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdGhlbWVuYW1lPC9zdHJvbmc+IC0gRnJlc2ggTmV3czwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3RodW1iX2ltYWdlX2hlaWdodDwvc3Ryb25nPiAtIDk2PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdGh1bWJfaW1hZ2Vfd2lkdGg8L3N0cm9uZz4gLSAyMDA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb191cGxvYWRzPC9zdHJvbmc+IC0gYTo2OntpOjA7czo1NToiaHR0cDovL29sY2F5Z3V6ZWwuY29tL3dwLWNvbnRlbnQvd29vX3VwbG9hZHMvOC1Vc3QyLmpwZyI7aToxO3M6NTU6Imh0dHA6Ly9vbGNheWd1emVsLmNvbS93cC1jb250ZW50L3dvb191cGxvYWRzLzctVXN0Mi5qcGciO2k6MjtzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy82LVVTVC5qcGciO2k6MztzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy81LVVTVC5qcGciO2k6NDtzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy80LVVTVC5qcGciO2k6NTtzOjU1OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy8zLWljb24uYm1wIjt9PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdmlkZW9fY2F0ZWdvcnk8L3N0cm9uZz4gLSBTZWxlY3QgYSBjYXRlZ29yeTo8L2xpPjwvdWw+