Tayland Günceleri

Çar, Mar 4, 2015

Tayland, Tayland Günceleri, Ülkeler

Tayland Günceleri

Oğuz’la trendeyiz. Karşı koltukta biri oturuyordu. Kısacık şort giymişti, ama suretinden kadın mı, yoksa erkek mi olduğu belli olmuyordu. Elindeki tablete yoğunlaşmış, dalmış gitmişti. Oğuz kısık sesle leydiboy (ladyboy), dedi. İneceği zaman üzerinde ne bir ters bakış ne fısıltılar ne de alaycı gülümseler vardı… Hanım hanımcık giyinmiş başka bir leydiboy kafenin birinde oturmuş bir yandan kahvesini yudumlarken diğer yandan kız ve erkek arkadaşlarıyla sohbet ediyordu… Başka biri garson olarak çalışıyordu. Bir diğeri ofis çalışanıydı; beyaz gömleği ve siyah eteğiyle… Üzerlerinde herhangi bir baskı yoktu. Toplum tarafından dışlanmadıkları belliydi, sonradan öğrendim aileleri tarafından da dışlanmıyorlardı. Tayland’a ayrıca güzellik yarışmaları varmış ve halk tarafından büyük ilgi görüyormuş. Aralarında devlet dairelerinde çalışan, şarkıcı olan, sporcu, kik bokscu (kickbox) olanlar var. Hepsinde mevcut mu, bilmiyorum ama çalıştıkları binalarda kendilerine ait tuvaletleri de olduğunu okudum. Türkiye’de aileleri tarafından hor görülüp reddedilen, toplumdan dışlanan, geçinmek için vücutlarını satan, özgür bedenleri içerisine hapsedilen insanları düşününce üzüldüm. Götverenlerdi, ibnelerdi ama insan değillerdi ülkemizde. Sadece bu sebepten dolayı kalplerine saygıyı kondurmak istedim bu güleryüzlü, saygılı halkın yüreğine.

Kadınların hemen hepsi sıcak havada minicik şortlarıyla geziyorlar. Kimsenin dönüpte baktığı yok. Myanmar vizesi için gittiğim Bangkok’da terminale gitmek için bindiğim halk otobüsü kalabalıktı. Çalışan kadın burada çok dolayısıyla otobüste erkekler kadar kadınlar vardı ki bazen daha da fazlaydılar. Mini etekli, daracık şortlu, ipek gibi bacakları olan kadınlarla dolu bir otobüsteydiniz ve ne bir taciz vardı ne bir sürtünme ne de aç gözlü bakışlar. Neden mi, çünkü seks bu ülkede bir tabu değil.

Tayland turistik bir ülke ama en turistik olan bir yerde bile İngilizce bilen birilerini bulmanız çok zor, hatta konakladığınız otel ya da gest hausta (guest house) çalışanlar dahil İngilizce bilmiyorlar. Bangkok’da turistik alanlarda tabelalar hem İngilizce hem de kendi dillerinde yazılıydı ama her yerde öyle değildi. Bir çok yerleşim yerinde oteller dahil tabelalar kendi dillerinde yazıyordu. İngilizce bir tabela bile göremiyordunuz. Hani neden İngilizce öğrenmiyorlardı, neden gerek duymuyorlardı, neden günlük konuşmalarında, tabelalarında, vitrinlerinde veya reklamlarında ingilizce kelimeleri araya katma ihtiyacı duymuyorlardı, tuhaftı, halbuki; vitrinde yüzde yirmi discount olduğunu görünce Mudo Concept’e uğradık. Sonra Çiçek’s Döner’de buluştuk ama çok boring’di. Biz de kalkıp Simith Center’a gittik(!)

Bangkok’da rakı içmek… Bir fotoğrafçı Oğuz’u evine davet etmişti, birlikte gittik. Ömrü hayatımda bu kadar büyük bir ev görmemiştim. Varlıklı bir aileden geliyormuş. Evinde ayrıca beş tane bisikleti vardı. Üçü katlanır cinstendi ve ertesi gün kısa bir tura çıkacaklardı. Bir ara fotoğraf çekimi için Türkiye’ye gittiğini söyledi ve elinde rakı şişesiyle çıka geldi. Acayip mutlu olduk ve keyifle içtik aslan sütünü:)
raki-2

Nehrin karşısında bulunan tapınaktan insanların sesleri yükselirken, matımın üzerine uzanmış kendimi suyun mırıltısına ve ılık rüzgarın esintisine bırakmıştım.
IMG_3040

Akşama doğru bir yerlerde hindistan cevizi ağaçlarıyla kaplı yeşil bir alanda kampımı kurup yemeğimi yaptım. Hava kararınca da Orhan Veli’den mısralarla gökyüzünü yıldızlarla donattım ve çadırımın içerisinden seyirlerine daldım.

Sabah vakti kuş cıvıltıları arasında…
IMG_3071

Üzerlerinde sincapların dolandığı olgunlaşmaya başlamış hindistan cevizleri ağaçlardan düşüyordu. Bazıları parçalanırken bazıları sağlam kalıyordu. Yere düşmüş olanlardan bir tanesini göz hakkı niyetine aldım ve suyunu keyifle içtim:)
IMG_3048

Çatık kaşlarının altında bir savaşçının gözlerini taşıyordu. Yüz hatları gerginleşmişti. Önce eğilip selam verdi, sonra doğruldu. Çelik gibi sert görünüyordu. Sırtından kılıcını çekti, mavi gökyüzünü kesercesine doğrultu. İncelmiş dudakları arasından hırıltıya benzeyen bir ses çıktı. Alev alev yanan yüreğiyle ileriye doğru atıldı. Kılıcını tam savurmuştu ki arkasında patlayan kadın sesiyle irkildi. Yüzü gölgelendi. Gözlerindeki ateş sönüverdi. O keskin hatlar yumuşadı, mahsunlaştı. Alt dudağı titrer gibi oldu. Plastik kılıcını masanın üzerine koyduktan sonra annesinin bakışları altında yemeğini yemeye başladı:)… Tayland’lı erkek çocuklar bildiğimiz erkek çocukları gibi sıpalar, ama kız çocukları çok sevimliler. Yüzlerin kocaman gülümsemeleriyle bıdı bıdı etrafta dolaşırken izlemek insanı mutlu etmeye yetiyor:)

Kançanaburi (Kanchanaburi) şehrinde bir çok ülkenin adı sokaklara verilmiş, haritada Turkey Road diye geçse de Türkçe Yolun önünde.
IMG_3176
İkinci dünya savaşı sırasında Japonlar tarafından esir tutulan ve yaklaşık yüzbin müttefik askerinin ölümüne neden olan Ölüm Demiryolu ve Kwai Köprüsü de bu şehirde bulunuyor. Burayı turistlerin akınına uğratacak kadar ünlü yapan da 1957 ABD yapımı olan The Bridge on the River Kwai filmiymiş.

Untitled-1
Savaş Müzesinden bir kare. ‘Affet fakat Unutma.’
IMG_3165

Bisiklet bu ülkede seviliyor ve sevilmesi de sizi sevindiriyor. Hiç ummadığınız kasaba yollarında üzerlerinde formaları, ayaklarında spd ayakkabılarıyla yol bisikletçilerine rastlıyorsunuz. Lokantaya giriyorsunuz üst seviye karbon bir yol bisikleti duvara dayanmış duruyor. Çalışanlardan birine aitmiş ve işe gidip gelirken kullanıyormuş. Kaldığım gest hausta (guest house) vitessiz ve vitesli iki yol bisikleti. Şhirlerde kaç çeşit katlanır bisiklet gördüm, açıkçası bir yerden sonra saymayı bıraktım. Her yerde her türden bisiklet görebilirsiniz burada. Küçük bir yerleşim yerinde satılan bisikletlerden bir örnek:)
bisikletler

Akşam olmak üzereydi. Gün boyunca pedalladığım yol tarlalar tarafından çevrildiğinden uygun bir kamp yeri bulamamıştım. Hava kararmaya yakın, yol kenarında bir açıklık görünce durmuştum. Zemin pek iyi değildi ama en azından etrafta kimseler görünmüyordu. Çantaların hepsini çıkırttığımda arkadan birinin geldiğini duydum. Meğerse aşağı kısım tarlaymış ve yalnız değilmişim. Bir süre bana ve bisiklete baktıktan sonra yanımdan ayrıldı. Ama çok geçmeden ikincisi geldi. Sarhoştu, para istedi, yok dedim bozuldu gitti. Normalde toparlanıp gitmek lazım ama çantaları takmaya üşendim, ayrıca ileride başka bir yer bulup bulamayacağım da belli değildi. Geceye doğru giderler diyerek çadırı çantadan çıkartım ama elinde tütün poşediyle üçüncüsü geldi. Arkadaşlarının olduğu tarafa baktıktan sonra eliyle işaret edip gitmemi istedi. Sanırım arkadaşlarına güvenememişti. Yapacak bir şey yoktu. Toparlanıp yola koyuldum. Bir süre ilerledikten sonra bir tapınak çıktı karşıma. Açıkçası tapınaklarda kalmayı pek sevmiyordum. Yalnız başına çadırda kalmak gibisi yoktur. Ama bu akşamlık yapacak bir şey yoktu.

Kançanaburi (Kanchanaburi) şehrinde denk geldiğim Aygul ile birlikte devam ediyorduk. Aslında kendisiyle ilk Kırgızistan’da karşılaşmıştık. Ben Bişkek’e doğru gidiyordum o Pamir Hayveye (Pamir Highway) doğru. Aslen G. Koreli ama yedi yıldır İstanbul’da yaşıyordu. Tura Kırgızistan’dan başlamıştı ve Tayland’a tekrar karşılaşmıştık. Myanmar’dan sonra bize sıkıcı gelen asfalt yollardan ilerlemek yerine köy yollarından devam etmeye karar vermiştik. Girdiğimiz toprak yol ilk başlarda rampalarıyla güzeldi ancak bir süre sonra yol iyice dikleşmeye başladı ve bisiklete binemez olduk. Daha önce de dik ramplara denk gelmiştim ama bu kadar uzun değillerdi. Bazı yerlerde yol o kadar dikleşti ki bisikleti itemez hale gelmiştim. Aygul’ün tabiriyle duvar eğilimli rampalar tüm gün canımıza okumuştu. Öğlen başladığımız yolculuğu saat beş buçuk gibi bitirmiş ve sadece on bir kilometre gidebilmiştik. Akşam olduğunda yolumuz üzerindeki bir köyde kamp kurduk. Tayland insanını burada daha da sevdim. Tayland halkı genel olarak saygılılar ama çoğunlukla soğuk duruyorlar ya da çekingen, diyelim:) Belki de dil bilmediklerinden ama benim açımdan sorun yoktu, çünkü kamp yaparken ya da yemek yerken kimse başınıza toplanıp sizi rahatsız etmiyordu. Köyde kamp yapmaya karar verdiğimizde bir evin bahçesine oturmuştuk. Evin ahalisi bahçelerinde oturmamıza bir şey demediği gibi üstüne oturalım diye sedir ve yastık getirdiler. Bunlar olurken aramızda herhangi bir konuşma geçmedi. Zaten dil konusunda anlaşamıyoruz o yüzden zorlamıyorlar. Çadır için izin istedik, olur dediler. Hava kararmaya yakın evin hanımı yemek getirdi. Sabahta kahvaltı… ve yine hiçbir şey söylemeden yanımızdan ayrıldı; ama insanlarında sevdiğim o sımsıcak gülümsemesiyle:)

Rampaların birinde:)
DCIM100GOPRO

Shimano XT FH-T 780 arka göbeğin soket kısmı kırıldı. Yolda ilerlerken arka göbekten ses gelmeye başlamıştı. Kontrol sırasında rublenin oynadığını farkettim. Rubleyi söktüğümde ise nedeni ortaya çıkmıştı.
XT_Hub
Bisikletçi dükkanında denk geldiğim Fransız bir bisikletçi de aynı model göbeği kullandığını ve Gürcistan’da soket kısmının kırıldığını söyledi. Gürkan Genç’in kullandığı XT göbeğin soket kısmı yine aynı şekilde kırılmıştı. Eğer uzun yola çıkacaksanız XT göbeklerden uzak durmanızı tavsiye ederim. Şu an Çan May (Chiang Mai) adlı şehirdeyim. İlk gittiğim bisikletçi de parça bulamayınca Top Gear adındaki başka bir bisikletçiye gittim. Ellerinde XT göbek yoktu ama aynı model göbeği siparişle getirdiler. Göbeği yenisiyle değiştirip jant tellerini yeniden ördürmek yerine kırılan parçayı ve içini olduğu gibi değiştirmelerini istedim. Toplamda 70 dolar masraf karşılığında sorun halledilmiş oldu:)

Şehire geldiğimin ertesi günü göbeğin tamiri için gittiğim bisikletçide iki tane bisikletçiyle karşılaştım… Mauro?!… İkimiz de öylece kala kaldık ve aynı anda küfrü basıp birbirimize sıkı sıkıya sarıldık. Kendisiyle Tacikistan’da birlikte pedallamıştık. Çin’i de beraber geçecektik. Şu ana kadar en iyi yol arkadaşlarımdan biriydi. Çin vizesini alamayınca ayrı rotalara doğru devam etmiştik. Kendisi Japonya’da turu bitirecekti ama vaz geçmiş ve Tayland’a gelmişti. İkimizde inanamadık, ne güzel bir rastlantıydı:) Tacikistan’da yine birlikte pedalladığımız İsveçli Sebastian ve Delfin’in de burada olduğunu öğrendim. Ertesi gün buluşup yemek yedik. Dostlarla tekrar beraber olmanın güzelliğini anlatmaya gerek yok sanırım:)
Mauro

Oğuz ve İbrahim’le mesajlaşıyoruz… Tayland’ın yolları üçümüzü de sıkmıştı. İbrahim’in deyimiyle Tayland’a macera eksikti. Onlar çöllerden Himalayalar’da geçmişlerdi ben de Orta Asya’dan… Akşam birlikte yemek yerken Mauro, ah Güney Asya, diye mırıldandı. Asfalt yolların sıkıntısı üzerine bir de insan kendini buralarda kapana kısılmış gibi hissediyordu, çünkü Çin aşılmaz büyük bir duvar gibi önümüzde dikiliyordu hele ki Türk Pasaportu olan bizler için. Bakalım yol beraberinde neler getirecekti:)

Sevgiyle:)
Tayland_Gunceleri2

, , , , , , , , , , ,

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile belirtilmiştir.

Yorumu gönderebilmek için uygun rakamı giriniz *

PHVsPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZHNfcm90YXRlPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF8zMDBfYWRzZW5zZTwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkXzMwMF9pbWFnZTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTMwMHgyNTAtMi5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF8zMDBfdXJsPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfaW1hZ2VfMTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTEyNXgxMjUtMS5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9pbWFnZV8yPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tL2Fkcy93b290aGVtZXMtMTI1eDEyNS0yLmdpZjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzM8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzL3dvb3RoZW1lcy0xMjV4MTI1LTMuZ2lmPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfaW1hZ2VfNDwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvd29vdGhlbWVzLTEyNXgxMjUtNC5naWY8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9pbWFnZV81PC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tL2Fkcy93b290aGVtZXMtMTI1eDEyNS00LmdpZjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzY8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzL3dvb3RoZW1lcy0xMjV4MTI1LTQuZ2lmPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfbXB1X2Fkc2Vuc2U8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9tcHVfZGlzYWJsZTwvc3Ryb25nPiAtIHRydWU8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF9tcHVfaW1hZ2U8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzLzMwMHgyNTBhLmpwZzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX21wdV91cmw8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF90b3BfYWRzZW5zZTwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3RvcF9kaXNhYmxlPC9zdHJvbmc+IC0gdHJ1ZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3RvcF9pbWFnZTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9hZHMvNDY4eDYwYS5qcGc8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF90b3BfdXJsPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdXJsXzE8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF91cmxfMjwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3VybF8zPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdXJsXzQ8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF91cmxfNTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3VybF82PC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWx0X3N0eWxlc2hlZXQ8L3N0cm9uZz4gLSAzLWdyZXkuY3NzPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYXNpZGVzX2NhdGVnb3J5PC9zdHJvbmc+IC0gU2VsZWN0IGEgY2F0ZWdvcnk6PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYXV0aG9yPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hdXRvX2ltZzwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY29udGVudDwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY29udGVudF9mZWF0PC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19jdXN0b21fY3NzPC9zdHJvbmc+IC0gPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fY3VzdG9tX2Zhdmljb248L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vc2V5cnVwZWRhbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy8zLWljb24uYm1wPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdHVyZWRfY2F0ZWdvcnk8L3N0cm9uZz4gLSBTZWxlY3QgYSBjYXRlZ29yeTo8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19mZWF0dXJlZF9wb3N0czwvc3Ryb25nPiAtIDEwPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdF9lbnRyaWVzPC9zdHJvbmc+IC0gU2VsZWN0IGEgbnVtYmVyOjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2ZlYXRfaW1hZ2VfaGVpZ2h0PC9zdHJvbmc+IC0gMjYwPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdF9pbWFnZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDU0MzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2ZlZWRidXJuZXJfaWQ8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19mZWVkYnVybmVyX3VybDwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2dvb2dsZV9hbmFseXRpY3M8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lPC9zdHJvbmc+IC0gZmFsc2U8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lX29uZV9jb2w8L3N0cm9uZz4gLSBmYWxzZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2hvbWVfdGh1bWJfaGVpZ2h0PC9zdHJvbmc+IC0gNTA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19ob21lX3RodW1iX3dpZHRoPC9zdHJvbmc+IC0gNTA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19pbWFnZV9zaW5nbGU8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fbG9nbzwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly9zZXlydXBlZGFsLmNvbS93cC1jb250ZW50L3dvb191cGxvYWRzLzgtVXN0Mi5qcGc8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19tYW51YWw8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vc3VwcG9ydC90aGVtZS1kb2N1bWVudGF0aW9uL2ZyZXNoLW5ld3MvPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fcmVzaXplPC9zdHJvbmc+IC0gdHJ1ZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3Nob3J0bmFtZTwvc3Ryb25nPiAtIHdvbzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3Nob3dfY2Fyb3VzZWw8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2hvd192aWRlbzwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2luZ2xlX2hlaWdodDwvc3Ryb25nPiAtIDE4MDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV9pbWFnZV9oZWlnaHQ8L3N0cm9uZz4gLSA5NjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV9pbWFnZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDIwMDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDI1MDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3RhYnM8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdGhlbWVuYW1lPC9zdHJvbmc+IC0gRnJlc2ggTmV3czwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3RodW1iX2ltYWdlX2hlaWdodDwvc3Ryb25nPiAtIDk2PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdGh1bWJfaW1hZ2Vfd2lkdGg8L3N0cm9uZz4gLSAyMDA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb191cGxvYWRzPC9zdHJvbmc+IC0gYTo2OntpOjA7czo1NToiaHR0cDovL29sY2F5Z3V6ZWwuY29tL3dwLWNvbnRlbnQvd29vX3VwbG9hZHMvOC1Vc3QyLmpwZyI7aToxO3M6NTU6Imh0dHA6Ly9vbGNheWd1emVsLmNvbS93cC1jb250ZW50L3dvb191cGxvYWRzLzctVXN0Mi5qcGciO2k6MjtzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy82LVVTVC5qcGciO2k6MztzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy81LVVTVC5qcGciO2k6NDtzOjU0OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy80LVVTVC5qcGciO2k6NTtzOjU1OiJodHRwOi8vb2xjYXlndXplbC5jb20vd3AtY29udGVudC93b29fdXBsb2Fkcy8zLWljb24uYm1wIjt9PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fdmlkZW9fY2F0ZWdvcnk8L3N0cm9uZz4gLSBTZWxlY3QgYSBjYXRlZ29yeTo8L2xpPjwvdWw+